2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/15923 E. , 2016/14350 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; kısa kararda tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine göre boşanmalarına hükmedildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesine göre boşanmalarına hükmedilerek, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı otamaz (6100 s. HMK m. 298/2). Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde, mahkemece yapılacak iş. 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre, diğer bölümlerinin ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 02.11.2016 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI Her iki boşanma davası da , evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılmıştır. Mahkemece, kısa karardaki boşanma hükmüne ilişkin hukuki sebebin "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" olduğu belirtilip, ayrıca TMK. nun 166/1-2 madde ve fıkraları yasal dayanak olarak yazılmıştır. Mahkeme kararının gerekçesinde yer verilen açıklamalardan da, boşanma hükmünün, "evlilik birliğinin sarsılması" hukuki sebebi uyarınca verildiği açıkça anlaşılmaktadır. Hüküm boşanma yönünden temyiz edilmemiş, mahkemece bu yönden kesinleşme işlemi yapılmıştır. “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir”[HMK.m.304-(1)]. Somut olayda da gerekçeli kararın hüküm fıkrasına, TMK.nun 166 maddesinin “3.” fıkrasının yazılması, maddi hataya dayalı olup, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi her zaman için mümkündür. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir. (Dairemizin, 28.11.2006 gün ve 2006/9646 E-2006/16472 K, 02.04.2007 gün ve 2006/16599 E-2007/5424 K, 28.05.2008 gün ve 2007/9194 E-2008/7520 K, 15.07.2009 gün ve 2008/11817 E- 2009/14119 K, 09.03.2010 gün ve 2009/2066 E-2010/4408 K, 26.01.2011 gün ve 2010/109 E- 2011/1150 K, 21.02.2012 gün ve 2011/6814 E-2012/3402 K, 02.04.2013 gün ve 2012/22843 E-2013/9054 K, 03.03.2014 gün ve 2013/22077 E-2014/4435 K, 19.10.2015 gün ve 2015/20041 E- 2015/18537 K, 21.03.2016 gün ve 2015/14375 E- 2016/5482 K. sayılı benzer kararları). Öte yandan, “ Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” [HMK m.30-(1)]. Sayın çoğunluğun görüşü, Dairemizin yerleşik içtihatları ve [HMK.m.30-(1)]' de düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de uygun değildir. Bu sebeple, temyiz edilen hükmün, temyiz istemi çerçevesinde esastan incelenip sonuçlandırılması gerekirken, sırf maddi hatadan dolayı, üstelik kesinleşen yönleri de kapsayacak şekilde, tamanının bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.