Esas No
E. 2016/20876
Karar No
K. 2016/16342
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2016/20876 E.  ,  2016/16342 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak

Melike Biçer ile ... aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kabulüne dair Aile Mahkemesi'nden verilen 09.12.2014 gün ve 350/912 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, davalının, ...Deri Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketindeki hissesini kardeşine devrinin muvazaalı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesini istemiş, ayrıca dava dilekçesinde belirtilen mallar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 239 parseldeki 9 nolu bağımsız bölüm, 3383 ada 1 parselde bulunan 14 nolu bağımsız bölüm ve 34 YA 8765 plakalı araç ile ilgili olarak 355.800-TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Dava açılırken dava dilekçesi ile birlikte, dava ile ilgili ödenmesi gereken harcın dava değeri üzerinden hesaplanarak mahkeme veznesine yatırılması zorunludur (HMK m. 120/1).

Davacı vekili dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesi ile 1.000-TL değer artış payı alacağı ve 4.000-TL artık değere katılma alacağı olmak üzere 5.000-TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiş ve adli yardım talebinde bulunarak maktu peşin harç yatırmıştır. Mahkemece 19.10.2010 tarihli yargılama oturumunda davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir.

Daha sonra davacı vekili 25.11.2014 havale tarihli dilekçede, değer bilirkişi raporuna bir diyecekleri olmadığını, söz konusu malların değerlerinin toplamının 711.600-TL olduğunu, bu değerin aynı zamanda artık değeri oluşturduğunu açıklayarak bu değerin yarısı olan 355.800-TL'nin davalı taraftan tahsiline karar verilmesi gerektiğini bildirmiş, ancak bu talebe ilişkin herhangi bir harç yatırmamıştır. Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı anılan maddelerde düzenlenmiştir. Dava açılırken harcın eksik ödenmesi halinde eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı, Harçlar Kanunu 30. maddede açıklanmıştır. Buna göre, harcın eksik ödendiğinin anlaşılması halinde eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa uygun bir mehil verilir. Mahkemece verilen süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Mahkemece, Harçlar Kanunu 30. maddesi uyarınca, eksik olan peşin harç tamamlanmadan 355.800-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Anılan Harçlar Kanunu 30. maddesinde, harcın eksik olması durumunda yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı öngörülmüştür. Mahkemece, nihai kararla bu harçların tamamlanması yoluna gidilmiş olması öngörülen eksikliğin tamamlanmış olması sonucunu doğurmaz.

O halde, talep edilen toplam alacak tutarı üzerinden alınması gereken nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü oranındaki peşin kısmının mahkemece Harçlar Kanunu 30-32. maddesindeki usul uygulanarak tamamlatılmadıkça davanın esasına girilemeyeceği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 6.190,10 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 01.12.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif) KARŞI OY Davacı vekili, dava dilekçesi ile davalının muvazaalı şirket hissesi devrinin iptaline, dilekçesinde belirttiği mallar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak suretiyle şimdilik 1.000 TL değer artış payı alacağı, 4.000 TL artık değere katılma alacağı olmak üzere 5.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılamanın devamında tasfiyeye konu malların değerleri toplamı 711.600 TL’nin yarısı 355,800 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş, harç ikmali yapılmadan Mahkemece karar verilmiştir. 6100 sayılı H.M.K.’nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1086 sayılı H.U.M.K’nun 428. maddesinde bozma nedenleri sayılmıştır.

1.Kanunun ve taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması

2.Mahkemenin görevsiz olması

3.Birbirine çelişik kararlar verilmiş olması

4.Usulü Muhakemeye muhalefet edilmesi

5.Mesele-i maddiyenin takdirinde hata edilmesi

6.İki taraftan birinin davasını ispat için gösterdiği delillerin kanuni sebep olmaksızın kabul edilmemesi Birinci bentte belirtilen, bir hukuk kuralının yanlış uygulanmasının, bozma sebebi sayılabilmesi için, verilen kararın hukukun bu yanlış uygulanmasına dayanması gerekir. Yani hukuk kuralının yanlış uygulanmış olması ile verilen karar arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü-Beşinci Baskı 1991 3306 s.) 4. bentte belirtilen, usulü muhakemeye muhalefet edilmesinin hangi hallerde bozma nedeni olacağı son fıkrada hüküm altına alınmıştır. Bir usul hukuku kuralının yanlış uygulanmış olmasının bozma sebebi teşkil edebilmesi için verilen kararı değiştirebilecek nitelikte olması gerekir. Yani, o usul kuralı yanlış uygulanmasaydı karar başka türlü olacaksa, bu hal bozma sebebi kabul edilebilir. Somut olayda, Mahkemece, ıslah edilen miktara ilişkin harcın ikmal ettirilmesinin, hükmün esası ya da maddi hukuka ilişkin bir konu olmadığı tartışmasızdır. Mahkemece, davacıya harç ikmal ettirilmemiş olmakla birlikte, hüküm altına alınan alacak üzerinden nispi harcın, harç yükümlüsü olan davalıdan tahsiline hükmen karar verilmiştir. Yargılamada ihmal edilen husus, hükümle birlikte ikmal edilmiş tamamlanmıştır. Buna rağmen, hükmün esası ile doğrudan ya da dolaylı hiç bir illiyet bağı olmadığı, üstelik eksiklik hükmen ikmal edildiği halde, hükmün esasına yönelik temyiz incelemesi yapılmaksızın harca ilişkin olarak hükmün bozulması uyuşmazlığı uzatacak H.M.K’nun yargılamaya hakim olan ilkeler içinde yer verdiği ve 30. maddede düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de aykırı olacaktır. Kanun koyucu bu amaçla yararsız uzatmaların önlenmesi için bu tür usul eksikliğini bozma sebebi kabul etmemiştir. Açıkladığım nedenlerden dolayı, hükmün esasına yönelik temyiz incelemesi yapılmasını, bozma kararının harç konusunda dahi sonuca etkili olmayacağını düşündüğümden sayın çoğunluğun, bozma gerekçesine katılmıyorum. 01.12.2016

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Aile Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.