9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2016/8351 E. , 2017/5350 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, 07/10/2013-17/04/2015 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, vinç operatörü olan davacının görevinin başında uyuması nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesi uyarınca feshedildiğini, feshin haklı ve geçerli nedene dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı işverenin yazılı fesih sebebi ile bağlı olduğu, fesih ihbarında herhangi bir fesih sebebi bildirmediği, vermiş olduğu yazılı savunmasında ise davacının sözleşmesinin süreli olduğunu, iş bitimi nedeniyle feshedildiğini beyan ettiği, feshin son çare olma ilkesine uyulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Dosya içeriğine göre davalı işveren davacının iş sözleşmesini yazılı fesih bildirimi ile işyerinde görevi başında bulunmaması ve uyuması nedeni ile savunması alınarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Davalı vekili savunmasında da bunu açıkça belirtmiştir. O nedenle mahkemenin dosya içeriğine uymayan “davalı işverenin yazılı fesih sebebi ile bağlı olduğu, fesih ihbarında herhangi bir fesih sebebi bildirmediği, vermiş olduğu yazılı savunmasında ise davacının sözleşmesinin süreli olduğunu, iş bitimi nedeniyle feshedildiğini beyan ettiği, feshin son çare olma ilkesine uyulmadığı” gerekçesi ile davanın kabulü anılan usul kurallarına aykırıdır.
Ancak dosya içeriğine ve özellikle davacının alınan savunmasına göre “aktarma arabasının arızalı olması nedeni ile zaten çalışılmadığı, vinç operatörü olan davacının görevini yerine getirmediği veya işin ve işyerinin güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut olarak kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu davranışın fesih sebebi yapılması ölçülülük ilkesine aykırı olup, sonuç itibari ile fesih geçersiz olacağından davanın kabulü gerekecektir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Mahkemenin kararının usulden BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6.Davacının yaptığı 153.80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak 30.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.