Esas No
E. 2016/11573
Karar No
K. 2016/12466
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2016/11573 E.  ,  2016/12466 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı alacaklı vekili, Sakarya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2012/6423 sayılı dosyasından 01/10/2013 tarihinde yapılan haciz esnasında borçluya ait olan mahcuzların davalının zilyetliğindeyken haczedildiğini, Vergi Dairesi ve Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarına göre borçlu şirketin faal olduğunu ve adres değişikliği olmadığını, haczedilen malların tamamının borçlu şirkete ait olduğunu, mallara ilişkin fatura da sunulmadığını, işçilerin büyük çoğunluğunun da borçlu şirketin işçileri olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı 3.kişi vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; yapılan keşif ve bilirkişi raporundan davalı 3. kişi ile borçlunun aynı yerde faaliyet gösterdiklerinin anlaşıldığı, mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davalı 3. kişinin mülkiyet karinesinin aksini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı 3. kişi vekili ve davalı 3. kişinin vasisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” talebiyle açılmıştır.

1.Bilindiği üzere, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmeleri ile mümkündür. Tarafların davada yer almaları, dava ile ilgili işlemleri öğrenmeleri ve kendilerine tanınan hakları kullanmaları usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. Taraflara tebligat yapılmasını düzenleyen 6100 sayılı HMK.nun 27. (1086 sayılı HUMK.’nun 73.) maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan Hukuki Dinlenme Hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde açıklanan adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Mahkeme, kural olarak tarafların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Öncelikle yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi asıldır. Somut olaya gelince, davalı 3. kişi ... hakkında ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/622 Esas, 2013/650 Karar sayılı ilamı ile TMK.nun 407. maddesi gereğince kısıtlanmasına ve ...'ın vasi olarak tayinine karar verildiği, hükmün 21.01.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 15.04.2014 tarihinde karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle TMK.nun 407. maddesi uyarınca kısıtlanıp, kendilerine vasi atananların fiil ehliyeti (TMK.m.10,14) ve davayı takip ehliyeti de yoktur. Medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetine sahip olmayanlar, davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir (HMK.m.52) ve davayla ilgili tebligatın da bunların kanuni temsilcisine yapılması gerekir (Tebligat Kanunu.m.11/3). Somut olayda, davalı ...'ın kısıtlanmasına rağmen yargılamaya devam edildiği ve tahkikata son verilerek kısıtlı aleyhine hüküm tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda, kısıtlıya yapılan tebligat sonuç doğurmayacağı gibi kendisine bir vasi atandığı halde, vasinin de davada yer alması sağlanmamıştır. Bu gerekliliğin yerine getirilmemesi, davalının davaya karşı cevap verme, delil bildirme ve bunların toplanmasını isteme gibi, "adil yargılanma hakkı" kapsamındaki "hukuki dinlenilme" hakkının (HMK.m.27) ihlali sonucunu doğrurur. O halde, davalı vasisine HMK.nun 122.vd. maddelerinde gösterilen usul uygulanarak dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya ilişkin savunmasının alınması, göstereceği olası deliller toplanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde işlem ve karar tesisi usul ve yasaya aykırı olmuş hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

2.Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, yokluğunda alınan haciz kararlarından ve istihkak iddiasından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlu şirketin istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi açısından, davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için davacıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vasisinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 54,40 TL. peşin harcın istek halinde davalı'ya iadesine, 21.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog