22. Hukuk Dairesi
22. Hukuk Dairesi 2017/31123 E. , 2017/8194 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Bakanlık bünyesinde alt işverenler nezdinde bakım görevlisi olarak çalıştığı sırada iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Bakanlık vekili, davacının Bakanlık ile arasında hizmet akdinin bulunmadığını bu nedenle işe iade ve tazminatlardan kendi işvereni olan davalı şirketin sorumlu olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş, diğer davalı ise davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı şirketin feshin son çare olması ilkesine uygun davranmadığı, davranışına yönelik olarak fesihten önce işçinin uyarılması, ihtar verilmesi, başka bir bölüme nakli gibi çarelere başvurulmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalılar istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı işverence feshin geçerli veya haklı sebebe dayandığı ispatlanamadığından, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olduğundan, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesi kararını, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarıda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte müteselsilen sorumluluğu vardır. Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup mahkemece feshin geçersizliğine ve işine iadesine karar verilmesi yerinde ise de işe iadenin mali sonuçlarından müşterek ve müteselsil ibaresi belirtilmeden davalıların sorumlu olduğuna hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Bununla beraber bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. Sonuç:
1.Temyiz konusu kararın ikinci ve üçüncü hüküm fıkrasındaki cümlelerin çıkarılarak yerine sırasıyla; “Davacının yasal sürede işe başvurusuna rağmen iş verenin süresi içerisinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken ve davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu tazminat miktarının takdiren 5 aylık brüt ücret olarak belirlenmesine, “Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içerisinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık boşta geçen ücret ve diğer haklarının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, İşe başlatılma halinde ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
2.Temyiz konusu kararın hüküm fıkrasının beşinci ve altıncı paragrafındaki cümlelerin çıkarılarak yerine sırasıyla; “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800,00TL avukatlık ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, “Davacı tarafından yapılan toplam 515,00 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine. Şeklindeki cümlelerin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.04.2017 gününde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.