11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/13623 E. , 2014/2569 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/06/2012 tarih ve 2011/479-2012/155 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı banka-borcu üstlenen ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan ... vekili Av.... ve ... A.Ş. vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya devredilen ...nin ... Şubesi'ne 02.12.1999 tarihinde vadeli olarak 23.600 USD yatırdığını, paranın henüz vadesi dolmadan ... tarafından 21.12.1999 tarihinde bankaya el konulduğunu, bankalara olan güven kötüye kullanılmak suretiyle müvekkiline boş olarak imzalatılan havale talimatı kullanılarak paranın ... hesabına aktarıldığını, esasında off-shore bankasının paravan olduğunu ve toplanan paranın davalı banka nezdinde tutulduğunu, paranın grup şirketlerine usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğini, paranın off-shore bankasından tahsilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin zararından davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 23.600 USD'nin 02.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, off-shore bankasından ayrı bir tüzel kişiliği bulunan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu alacak ile ilgili olarak açılan davanın reddedildiğini ve işbu dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının serbest iradesiyle daha fazla faiz getirisi sağlayan kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda havale işlemini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı...'nin yurt içinde mevduat adı altında kaynak toplama işlemlerine aracılık etmek amacıyla kurulduğu, dolaylı olarak ... ya da bağlı grubun bir iştiraki statüsünde olduğu izleniminin ve görüntüsünün bulunduğu, davacının 01.12.1999 tarihinde off-shore hesabına 23.600 USD yatırdığı ve bu miktardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 23.600 USD' ye 02.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca faiz işletilmek suretiyle ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka-borcu üstlenen ... vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı bankanın sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararının parasını ... bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacak bulunmasına göre, davalı banka ve borcu üstlenen ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Mahkemece, davacı tarafından ödenen harcın davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de davalı ... A.Ş'ye karşı işbu davanın açılma nedeninin bu banka tarafından devir alınan ...nin işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı, davacıya ait paranın ... bankasına gönderilmesi konusundaki işlem ve eylemleri yürüten ...nin ... tarafından devir alındıktan sonra en son ... A.Ş'ye devredildiği, bu durumda... ... A.Ş'ye devredilen ...nin eylemlerinden dolayı açılan davada gerek dosya yükümlülüğünü üstlenen ..., gerekse bu bankayı devir alan ... A.Ş'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.