19. Hukuk Dairesi
19. Hukuk Dairesi 2016/10617 E. , 2017/5249 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R -
Davacı vekili, davacının davalı bankanın ... Merkez Şubesinde bulunan mevduat hesapları üzerine ...
5.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/541 esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyati tedbir konulduğu gerekçesine dayanan davalının bu hesaplardaki mevduatı nemalandırmadığını ve davacıya nema ödemesi yapmadığını ileri sürerek, bu hesapların ihtiyati tedbir kararından dava tarihine kadar işlemesi gereken faizinin hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacıya ait iki adet döviz mevduat hesabına ... Cumhuriyet Savcılığı tarafından bloke konulması talimatı verildiğini ancak bu hesapların faizlerinin işlemeye devam ettiğini ve vade sonlarında ana paraya eklendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalı nezdindeki iki adet vadeli döviz hesabı ile bir adet vadesiz TL hesabındaki faiz nemalarının davacıya ödenmesine karar verilmiş ve bu karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan tahkikat sırasında davacıya ait hesaplar hakkında ...
3.Sulh Ceza Mahkemesi'nin 15.06.2007 tarihli ve 2007/873 ... sayılı kararıyla ihtiyati tedbir konulduğu, daha sonra ...
5.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sonunda verilen 2010/541 esas ve 2013/09 karar sayılı ve 16.01.2013 tarihli karar ile iş bu karar kesinleştiğinde hesaplar üzerindeki kısıtlamanın kaldırılmasına karar verildiği ve ayrıca davalı banka tarafından bu hesaplara vade sonlarında faiz tahakkut ettirilerek ana paraya eklendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının hesaplarına faiz işletilmediği iddiasının doğru olmadığı anlaşıldığı gibi davalı bankanın ceza mahkemesi kararı gereğince davacının hesabından davacıya ana para veya faiz ödemesi yapamayacağı da açıktır. Hal böyle olunca davacının davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış yerel mahkeme kararının davalı lehine bozulması gerekmiştir.