11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2013/15343 E. , 2014/17621 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/06/2013 tarih ve 2012/250-2013/132 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/11/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...Kurum davalı şirket temsilcisi .... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin plastik sektörünün önde gelen firmalarından olduğunu, davalının, doktor olmasının da etkisiyle 25/05/2012 tarihli "...." isimli TV programı, 10/08/2012 tarihli "..." isimli TV programı ve 15/08/2012 tarihli "..." isimli TV programlarında gerçeğe aykırı açıklamalarının toplumun plastiklere olan güvenini zedelediğini, bu suretle toplumu yanılgıya sevk ederek müvekkili şirket gibi birçok plastik üreticisi firmanın kar ve itibar kaybına neden olduğunu ileri sürerek, davalının belirtilen TV programlarında yayınlanan açıklamalarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabet teşkil eden fiillerin men'i ve refine,
TTK’nun 55. maddesi hükmündeki rekabet yasağına aykırı hareketlerde bulunarak müvekkili şirketi zarara uğratan davalıdan, uğranılan zararının tazminini talep etmekle beraber fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla (HMK’nun 107/1.maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak) şimdilik müvekkilinin manevi zararı için 25.000,00TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin katıldığı TV programlarında yaptığı açıklamalarda davacı şirketin ticaret unvanına yer verilmediğini, söz konusu yayınların halkı bilgilendirici programlar olduğunu, müvekkilinin mesleki bilgisi dahilinde kendisine yöneltilen soruları hiçbir işletme, marka ve ürün ismi belirtmeksizin cevapladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı cerrah olup katıldığı çeşitli programlarda yaptığı açıklamaların bilgi amaçlı olduğu, davacı vekilinin de kabulünde olduğu üzere davalının katıldığı programlarda bizzat davacı şirketin adını anarak beyanda bulunmadığı, davalının, davacının da açıkça kabul ettiği şekilde genel itibariyle mesleki bilgi ve tecrübesine dayalı olarak toplumu bilgilendirme ve öğretici amaçlı bilimsel görüş ve düşüncelerini açıkladığı, davalının davacı şirketi hedef göstererek eleştiri ya da suçlama yapmadığı, halk sağlığına yönelik olarak yazılı ve görsel medyada çok sayıda haber ve program yapıldığı, davalının davacıya yönelik olarak TTK’nun 55. maddesinde belirtilen haksız rekabet hallerini ihlal edici, davacının mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalar ile kötülemek şeklinde bir eylemi olduğuna dair davacı tarafından somut ve yeterli delil sunulmadığı, manevi tazminat davalarının niteliği itibariyle kısmi dava şeklinde belirsiz alacak davası olarak talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.