3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2017/1943 E. , 2017/5241 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı kiracının sözleşmedeki artış şartına uymadığını, kira bedelini eksik yatırdığını, aylık 22.844 TL ödemesi gerekirken 20.768 TL ödediğini, eksik kira bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptalini ve kiralanandan tahliyesini istemiştir.
Davalı vekili; yasal artış yapıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taraflar arasında görülen kira bedelinin tespiti davası sonucunda sözleşmedeki artış şartının uygulanmayacağı, endekse göre artış yapılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.08.2008 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 4. Maddesinde, kira bedelinin yıllık %10 oranında artış yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2012/224 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden kira bedelinin 01.08.2011 tarihinden itibaren 16.000 TL ve KDV olarak belirlendiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı 23.09.2013 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2013 yılı Ağustos ve Eylül aylarında eksik ödenen 3.520 TL nin tahsilini istemiştir. Kira sözleşmesinde kararlaştırılan artış şartı geçerli olup tarafları bağlar. Davalı borçlu kira sözleşmesinin 4. maddesi gereğince artıştan sorumludurlar. Bu durumda mahkemece sözleşmenin 4. maddesindeki artış oranı üzerinden kira tespitinden sonraki dönemden sonra da artış şartının geçerli olduğu dikkate alınarak alacak miktarı hesaplanarak tahsiline karar verilmesi gerekirken tespit davası sonucunda artış şartının geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.