Esas No
E. 2017/2996
Karar No
K. 2017/9482
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

17. Ceza Dairesi         2017/2996 E.  ,  2017/9482 K.

"İçtihat Metni" Elektrik hırsızlığı suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 492/2, 522, 523, 59/2 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 980.100.000 (eski) Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine dair Muş Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2005 tarihli ve 2005/331 esas, 2005/210 sayılı kararını müteakip, karar tarihinden itibaren 5 yıllık yasal sürenin sanık tarafından başkaca suç işlemeden geçirilmiş olduğu gerekçesiyle hükmün ortadan kaldırılmasına dair Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/181 sayılı Kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 22/05/2017 tarih ve 94660652-105-49-4275-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30/05/2017 tarih ve 2017/33430 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. MEZKUR İHBARNAMEDE:

Dosya kapsamına göre, her ne kadar Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesince, "karar tarihinden itibaren 5 yıllık yasal sürenin sanık tarafından başkaca suç işlemeden geçirilmiş olduğu" şeklindeki gerekçe ile erteli cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Muş Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2005 tarihli kararından sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ve 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği, yine 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 142/1-f bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 163 üncü maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. DOSYA İNCELENEREK GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden,

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 10.10.2006 günlü, 2006/186-209 sayılı ve 27/04/2010 tarih ve 2010/46-93 sayılı kararları ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 21/12/2009 tarih ve 2009/15804-16960 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının 4. maddesinde, adli sicile kaydedilecek bilgiler gösterilmiş, 9. maddesinde ise, adli sicil bilgilerinin silinmesi ve bunların arşiv kaydına alınması düzenlenmiştir. Buna göre, adli sicil bilgileri; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının gerçekleşmesi ya da genel af halinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınacaktır. Görüleceği üzere, adli sicil kaydının silinip, bilgilerin arşive alınması için infazın tamamlanması yeterli kabul edilmiştir. Aynı Yasanın 14. maddesine göre, arşiv kaydındaki bilgilerin silinmesi ile ilgili kararlar üç hâkimden oluşan bir komisyon tarafından alınacaktır.

12.maddeye göre arşiv bilgileri ancak, ilgilinin ölümü veya Anayasanın 76 ıncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle, diğer mahkumiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silineceği, yahut fıilin yasayla suç olmaktan çıkartılması üzerine ya da yasa yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine silinebilecektir. Ancak, önceki ve sonraki yasaların düzenlemeleri farklı bulunduğundan, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara dair mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicilden silinmesi ve arşivden çıkartılması ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere bakıldığında: 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının Geçici 2. maddesinde; "1-Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.

2.Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ıncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 inci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır.

3.İkinci fıkrada sayılanlar dışında, birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünci silinir.” denilmektedir.

Geçici 2. maddenin 2. fıkrasındaki düzenlemeye göre, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin bilgilerden adlî sicil arşivine alınanların silinmesine karar verme yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. Bu hükme göre mahkemeler, 3682 sayılı Yasanın 8. maddesinde öngörülen süreler dolmuşsa veya ertelenmiş hükmün esasen vaki olmamış sayılması koşulları oluşmuşsa adlî sicil bilgilerinin arşivden silinmesine karar verebilecektir.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinin ikinci fıkrasında, "taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar"ın, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemeyecekleri hükme bağlanmıştır. Somut olaya gelince;

Hükümlü ...'ın elektrik hırsızlığı suçundan aldığı ağır para cezasının kesinleşme tarihinden bu yana, adli sicildeki sabıka kaydının silinebilmesi bakımından 3682 sayılı Yasanın 8. maddesinde öngörülen sürenin geçmediği anlaşılmaktadır. Bu mahkûmiyet Anayasa'nın 76. maddesinde ve diğer bazı yasalarda hakları kısıtlayıcı nitelikte olduğu kabul edilen mahkûmiyetlerden olduğu açıktır. Bu durumda, elektrik hırsızlığı suçuna ilişkin mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicil arşivinden silinmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Ayrıca 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesine göre hüküm çeşitlerinden sayılmakla birlikte, esası çözmeyen adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları ile hüküm niteliğinde olmayan yargılamanın durmasına dair kararlar ve diğer hâkimlik veya mahkeme kararları CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca yasa yararına bozulduğunda, kararı veren hakimlik makamı veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılacak, bu kabil kararların yasa yararına bozulmasının ilgililer aleyhine sonuç doğurmayacağı yolunda bir kurala Yasada yer verilmemesi nedeniyle bu hususa bakılmaksızın yeni bir karar verilecektir. Yerel Mahkemenin istem sahibi ... hakkındaki hükmün ortadan kaldırılmasına ve mahkûmiyet bilgilerinin adlî sicil arşivinden silinmesine ilişkin kararı, 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde yazılı hüküm türlerine dahil bulunmamakta, niteliği ve hasıl ettiği etki ve neticeleri itibariyle de infaz hukukuyla ilişkili bir mahiyet taşımaktadır. Bu itibarla Yasanın 309/4-a maddesi kapsamında değerlendirilen böyle bir kararın yasa yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurması mümkündür. Ayrıca kararı veren mahkemece bozma doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi de zorunludur.

Bu değerlendirmeler ışığında; Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesince, "karar tarihinden itibaren 5 yıllık yasal sürenin sanık tarafından başkaca suç işlemeden geçirilmiş olduğu" şeklindeki gerekçe ile erteli cezanın ortadan kaldırılmasına, verilen erteleli mahkumiyet kararına ilişkin ilamın adli sicil kayıtlarından silinmesi amacı ile tali karar fişi tanzim edilerek Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ise de, Muş Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2005 tarihli kararından sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ve 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği, yine 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 142/1-f bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 163 üncü maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından, Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2016 tarih ve 2016/103 Esas ve 2016/181 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, Muş 1. Asliye Ceza Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak bozma doğrultusunda karar verilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 209 sayılı ve 27/04/2010 tarih ve 2010/46-93 sayılı kararları ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 21/12/2009 tarih ve 2009/15804-16960 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının 4. maddesinde, adli sicile kaydedilecek bilgiler gösterilmiş, 9. maddesinde ise, adli sicil bilgilerinin silinmesi ve bunların arşiv kaydına alınması düzenlenmiştir. Buna göre, adli sicil bilgileri; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının gerçekleşmesi ya da genel af halinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınacaktır. Görüleceği üzere, adli sicil kaydının silinip, bilgilerin arşive alınması için infazın tamamlanması yeterli kabul edilmiştir. Aynı Yasanın 14. maddesine göre, arşiv kaydındaki bilgilerin silinmesi ile ilgili kararlar üç hâkimden oluşan bir komisyon tarafından alınacaktır. 12. maddeye göre arşiv bilgileri ancak, ilgilinin ölümü veya Anayasanın 76 ıncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu 5352 sayılı Adli Sicil Yasasının Geçici 2. maddesinde; "1-Bu Kanunu 647 sayılı Kanun 5237 sayılı Kanun 765 sayılı Türk Ceza Kanunu 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un yürürlüğe girdiği, yine 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunu 3682 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu K5237 md.83 K5237 md.9/3 K5352 md.2 K5271 md.223 CMK md.223 K647 md.6 K209 md.4 K3682 md.8 K5237 md.82 K5271 md.309 CMK md.309 K765 md.4
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.