11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2016/2459 E. , 2017/5012 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/11/2015 tarih ve 2014/290-2015/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "m şekil" ibareli 2011/79893 sayılı marka başvurusuna, müvekkilinin 2009/34886 sayılı "M Selection şekil", ''M'', ''MM'' ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından 2014-M-5992 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkili ...’nin Türkiye’de modern perakende sektörünün öncülüğünü yaptığını, ... içinde toplam 1034 mağazası müşterilerinin tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, müvekkiline ait markalara bakıldığında esas unsurların ''M'' ibaresi olduğunu, markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle ve özellikle de görsel ve sessel olarak benzer olduklarını, bununla birlikte tüketicilerin de markaları bir bütün olarak algılayıp akıllarında kalan bu görüntü ile hareket edeceklerini, dava konusu 2011/79893 sayılı “M” ibareli başvuru markasının müvekkiline ait markalar ve lisans hakkı ile kullanmakta olduğu markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, görsel ve fonetik açıdan benzer olan markaların 35. sınıfta tescil edilmek istenmesi nedeniyle de özellikle perakende sektöründe bu marka ve ürünleri ile bağlantı kurulacağını, 2011/79893 sayılı “m” markasına yönelik TPE YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davalıya ait marka ile davacı adına tescilli ''M SELECTİON (logo)'',''M'', ''MM'', ''MMM'' ibareli muhtelif marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğuna ve bu durumun iltibasa neden olacağına dair iddianın yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete ait başvuru markası ile davacı şirketin markası arasında iltibasa yol açacak bir benzerliğin olmadığını, her iki markanın birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin markasında “m” harfinin küçük harfle, kalın ve siyah olarak kullanıldığını, üst kısmının kırmızı renk ile renklendirildiğini, davacı şirketin markasında yer alan harfin büyük harf ve tek renk olarak kullanıldığını, davacı şirketin markaları olan ''MM'', ''MMM'', ''M ŞEKİL'', ''MM ŞEKİL'' markalarının davalı markalarından ayırt edilebilecek kadar farklı markalar olduğunu, ortalama tüketici tarafından marka bir bütün olarak algılanacağından müvekkili şirketin markası ile davacı şirketin markası bir bütün olarak algılandığından birbirinden ayırt edici olduğunun son derece açık olduğunu, her iki markanın görsel, işitsel, anlamsal ve genel izlenim açısından bir benzerliğin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, markalar arasında ortalama tüketiciyi ürün alırken karıştırmaya yol açacak derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, KHK'nın 8/4 maddesi gereğince tanınmışlık yönünden davalı markasının davacının marka tanınmışlığından haksız yararlanma sağlamayacağı, iltibasın olmadığı yerde haksız rekabetten söz edilemeyeceği, davacı vekilinin kurum kararına itirazının reddedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı adına tescilli markaların esaslı unsuru "M" ibaresinden oluşmaktadır. Davacının "M" asıl unsurlu "MM", ''MMM'', "M selection" kelimelerini taşıyan tescilli seri markaları bulunmaktadır. Dava konusu başvurunun da "m'' ibaresinden oluştuğu ve aynı tür hizmetleri kapsadığı dikkate alındığında dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK 8/1-b bendi uyarınca karıştırılma tehlikesine yol açacak şekilde davacı markalarına benzer olduklarının ve ortalama tüketici kitlesince başvuru markasının davacının seri markalarından biri zannedilme tehlikesinin kabulü gerektiğinden, mahkemece davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.