4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2017/19100 E. , 2017/24957 K.MADDI HATANIN HERZAMAN MAHALLINDE DÜZELTILMESININ OLANAKLI OLDUĞU KYB RED.
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62
"İçtihat Metni"Tehdit suçundan sanık Ö: B.'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Manyas Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2016/148 esas, 2017/35 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 26/09/2017 gün ve 94660652-105-10-7752-2017-KYB sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/10/2017 gün ve 2017/55897 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Sanık S. B.'ın Manyas Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/06/2016 tarihli iddianamede, tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1 cümlesi gereğince cezalandırılması talep edildiği halde, iddianamede gösterilen sanık hakkında hüküm kurulmamış olmasının, mahallinde zamanaşımı süresi içerisinde mahkemesince verilecek bir kararla giderilebilecek bir eksiklik olduğu düşünülerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle, sanık Ö. B. hakkında tehdit suçundan cezalandırılma talebini içerir bir iddianame bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay: Tehdit suçundan sanık Ö. B.'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Manyas Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2016/148 esas, 2017/35 sayılı kararının, "Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle, sanık Ö. B. hakkında tehdit suçundan cezalandırılma talebini içerir bir iddianame bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği" gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Sanık Ö. B.'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Manyas Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2016/148 esas, 2017/35 sayılı kararında,
CMK'nın 225. maddesine aykırı davranılıp davranılmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.11.2006-227/228 sayılı kararında da açıklandığı üzere; yargılama yöntemine veya cezalandırmaya ilişkin hükmün belirli biçimde takdir edilmesinden kaynaklanan değerlendirme hataları "hukuki yanılgı" oluşturmakta iken; isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında "maddi yanılgı" veya ''yazım hatası" diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir mercii tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan mercii tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir.
CMK'nın 231/12. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebileceği belirtilmiştir. İncelenen dosyada;
Ö. B.'ın, 23/02/2016 tarihinde kolluğa müracaat ederek eşi S.
B.dan hakaret, tehdit ve kasten yaralama suçları nedeniyle şikayetçi olduğu, S. B.'ın atılı suçlamaları kabul etmediği ve Ö. B.'a yönelik herhangi bir isnatta bulunmadığı, tanık beyanlarının alındığı, S. B. hakkında Manyas Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/328 sayılı soruşturma dosyası üzerinden 20.06.2016 tarihinde Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 86/2, 86/3.e, 86/3-a, 106/1-1.cümle ve 53. maddeleri uyarınca yargılamasının yapılıp cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, iddianamenin kabul edilerek Manyas Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/148 esas sırasına kaydedildiği, anılan iddianamede Ömür Batmaz'ın müşteki, eşi S. B.'ın ise şüpheli olarak gösterildiği, iddianamenin dosya içeriğiyle uyumlu olduğu,
Manyas Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/148 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında Ö. B.'ın şikayetinden vazgeçtiği, 05/04/2017 tarihinde S. B. hakkında Ö. B.'a yönelik hakaret eyleminden kamu davasının düşmesine, eşe karşı kasten yaralama suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Anılan mahkeme hükmünün c fıkrasında ve devamında ise; "sanık Ö. B.'ın üzerine atılı müşteki Ö. B.'a karşı tehdit suçunu işlediği anlaşıldığından" denilerek TCK'nın 106/1-1. cümle, 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Gerekçeli kararın S. B.'a tebliğ edildiği, Ö. B.'a ise herhangi bir tebligatın yapılmadığı, kesinleştirme işlemlerinin de S. B. adına yapıldığı, Hükümlerin gerekçesi incelendiğinde, anlatımın tamamen S. B.ın Ö. B.'a yönelik eylemlerine ilişkin olduğu, ayrıca tehdit suçunundan kurulan hükme ilişkin gerekçede, sanık Sedat Batmaz'ın eşi olan müştekiye "bu evden gitmezsen seni öldürürüm, gebertirim" şeklindeki sözleri söylediğinin belirtildiği, Anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Manyas Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2017 tarihli ve 2016/148 esas, 2017/35 sayılı, sanık Ö. B.'ın TCK'nın 106/1-1. cümle, 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda, tehdit suçu yönünden sanık olarak Ö. B. yazılmasının dosyanın ve gerekçenin bütünü nazara alındığında, mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğu ve mahkemesi tarafından her zaman düzeltilmesi olanaklı olduğu gibi,
CMK'nın 231/12. maddesi gereğince itirazı mümkün olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, Ö. B.'a tebliğ edilmediği için kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği ve bu nedenle de kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği anlaşılmıştır. IV-Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden bozma isteminin, CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.