8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2015/13393 E. , 2017/16556 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : ... vs.
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, 20.11.2013 tarihinde haczedilen menkulün müvekkili şirkete ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu, haciz mahallindeki işyerini işlerinin kötü gitmesi nedeni ile içindeki mallarla birlikte Ercan Ciga’ya devrettiğini beyan etmiştir. Mahkemece, haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, mülkiyet karinesinin alacaklı ve dolayısıyla borçlu yararına olduğu, ispat yükünün davacı 3. kişide bulunduğu, davacı tarafından sunulan faturaların ayırt edici niteliğinin bulunmadığı ve faturaların borcun doğumundan sonra tanzim edildiği, davacının sunduğu diğer delillerle de mülkiyet karinesinin aksini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 3. kişinin İİK’nun 96.vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Davaya dayanak takip dosyasındaki ödeme emri, 30.07.2013 tarihinde haciz adresinde tebliğ edilmiş ve bu adrese 20.11.2013 tarihinde hacze gidilmiştir. Davaya konu bu haciz sırasında takip borçlusu haciz mahallinde bulunmadığı gibi, haciz mahallinde borçluya ait evraka da rastlanmamıştır. Buna göre dava konusu olayda ispat yükü gerekçede benimsenenin aksine davalı alacaklıdadır. Zira, borçlunun daha önce haciz adresinde faaliyette bulunması ve bu faaliyet dönemi içinde gelen ödeme emrini tebellüğ etmesi mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu sonucunu doğurmaz. Davacı 3. kişi haciz adresini 01.10.2013 tarihinde mülk sahibinden boş olarak kiraladığını beyan etmiş olup, davalı alacaklı da takip borçlusu ile davacı arasında danışıklı işlemler bulunduğu iddiasını ve mahcuzların borçluya ait olduğunu kanıtlayamamıştır. Öte yandan; takip borçlusunun kullandığı cep telefonuna ait abone bilgilerinde adres olarak haciz adresinin gösterilmesi hususu da adresin halen borçlu uhdesinde bulunduğunun kabulü için yeterli değildir. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, 3. kişi tarafından açılan davanın kabulüne karar vermek gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.