Esas No
E. 2015/8526
Karar No
K. 2015/10262
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

12. Hukuk Dairesi         2015/8526 E.  ,  2015/10262 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından 11 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı,örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda yetkili icra dairesinin ... İcra Dairesi olduğunu ileri sürerek ... İcra Dairesinin yetkisine itiraz ettiği, ayrıca sair itiraz ve şikayetlerini bildirdiği görülmektedir. İİK.'nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK.'nun yetkiye ilişkin hükümleri gereğince; bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK.6.md), bonoda öngörülen ödeme yerinde, ancak, 6102 sayılı TTK.’nun 777/3. maddesine göre ise; ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir. Ayrıca, aynı Kanun'un 777/son maddesine göre de, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bononun, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar, sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edilmiştir. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir. Sözkonusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlaşılması gereken, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; alacaklının 11 adet bonoya dayalı olarak 10.06.2014 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başladığı, takip dayanağı bonolarda ... mahkemelerinin (icra dairelerinin) yetkili kılındığı görülmektedir. Bu durumda, senetlerde ... mahkemelerinin (icra dairelerinin) yetkili olduğunun yazılması yetki sözleşmesi niteliğinde olup, HMK.'nun 17. maddesi gereğince bu yetki sözleşmesi geçersizdir. Zira, muteriz borçlu ...'ın ''gerçek kişi ticari işletmesi'' nevi ile... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde şahıs kaydı bulunmakta olup; bu halde adı geçen borçlunun tacir olduğu anlaşılmakta ise de; yetki sözleşmesinin diğer tarafını teşkil eden borçlu ...'nin tacir olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Öte yandan, takip dayanağı bonoların tanzim edildiği yerler gösterilmemiş olup; anılan senetleri tanzim edenin adresinin ise; Bodrum olduğu görülmektedir. Ayrıca, muteriz borçlunun adresinin Bodrum olduğu, ödeme emrinin de bu adreste sözü edilen borçluya tebliğ edildiği açıktır.O halde, mahkemece, İİK.'nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK.'nun 6. maddesi hükmü gözetilerek, borçlunun ... adresinde ikamet etmesi nedeniyle ... İcra Müdürlüğünde takip yapılması gerektiğinden, adı geçen borçlunun yetki itirazının kabulü ile yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog