9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2014/20793 E. , 2015/33006 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının 01/03/2006 tarihinde davalı iş yerinde çalışmaya başladığını, taş kırma makinasında işçi olarak çalıştığını, 27/08/2007 tarihinde haklı bir neden olmaksızın iş akdinin fesih edildiğini, davacının işçilik haklarının ödenmediğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının işe gelmemek sureti ile iş akdinin feshine sebep olduğunu, işe gelmediği için tutanak tutulduğunu, hiç bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz: Kararı, davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: HMK 'nun 297. ve 298/2. maddelerine göre, hüküm fıkrası gerekçeye uygun olmalıdır.Gerekçe hüküm çelişkisi başlı başına bozma nedenidir. Kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırıdır. 6100 sayılı HMK. 298/2. maddesinde kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen YİBK.na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemece gerekçede 29/11/2013 tarihli rapora itibar edildiği açıklandığı halde hüküm, 10/05/2012 tarihli ilk rapora göre oluşturulmuştur.Mahkemece neden dolayı 29/11/2013 tarihli rapora itibar edildiğinin gerekçeside açıklanmamıştır.
Ayrıca kayıtlara göre, davacının işten çıkışı 27/07/2007 tarihinde yapılmış olup, mahkemece davacının işten çıkış tarihinin 27/08/2007 olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş, buna gerekçe olarak, işten ayrılış bildirgesine dayanılmış ise de, dosyada işten ayrılış bildirgesine rastlanmadığı gibi tam aksine hizmet döküm cetvelinde davacının çıkış tarihi olarak 27/07/2007 tarihi yazılıdır.
Sonuç olarak, gerekçe hüküm çelişkisi içeren ve gerekçesi de dosyada ki belgelere uygun olmayan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. F)Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.