2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/10655 E. , 2018/1437 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece, davalı erkeğin çalışmadığı ve güven sarsıcı davranışlarının bulunduğu, davacı kadının da ailesinin evliliğe müdahale ettiği ve kadının kendi isteği ile ortak konuttan ayrılarak ailesinin yanına gittiği, fiilen ayrı kalınan bu süreçte davacı kadının, erkeği telefonunla arayarak kendisine bir şans daha vermesini, kendisini alıp götürmesini, davalı erkeğe onu sevdiğini ve bundan sonra yaptıklarına karışmayacağını söylemesinin davalı erkeğin son bir arada kalınan süreçteki kusurlu tutum ve davranışlarının davacı kadın tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı anlamına geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından; davalı erkeğe boşanma dava dilekçesinin 26.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı erkeğin süresinden sonra cevap dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı kadına mahkemece kusur olarak yüklenen vakıalara davalı erkeğin usulünce dayandığı kabul edilemez. Usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 129/1-d, 137, 140/3, 187) vakıalar esas alınarak davacı kadına kusur yüklenemez. Bu durumda eldeki boşanma davasında davacı kadına kusur yüklenmesi doğru değildir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı kadın tarafından usulüne uygun olarak dayanılan vakıalardan, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalı erkeğin çalışmadığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu hususu ispatlanmıştır. Taraflar arasında geçtiği iddia edilen görüşmenin hangi tarihte yapıldığı belli olmadığı gibi barışma müzakeresinden ibaret olan bu görüşme de mahkemenin kabulünün aksine af olarak değerlendirilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı kadın dava açmakta haklıdır. Bu durumda davanın kabulüne karar verilecek yerde yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.