8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/18290 E. , 2018/2047 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesi ile Alacak, Aile Giderlerine İştirak, Kişisel Eşyanın İadesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı-davacı taraf gelmedi; karşı taraftan davacı-davalı vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-davalı ... ... vekili, vekil edeninin evlilik içinde çalışarak evlilik birliğine maddi katkıda bulunurken davalı erkeğin... şubesinde açtırdığı iki adet hesapta hazine bonosu adı altında yatırımlar yaptığını, bu yatırımlarda vekil edeninin yarı payı olduğunu açıklayarak 200.000,00 TL alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen dosyada davaya cevabında ise; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı-davacı ... vekili, vekil edeninin 1995 yılında kooperatif evini sattığını, 1997 yılında emekli ikramiyesini eklediğini, evlenirken de belli birikimi olduğunu, bunları yüksek faizlerle değerlendirerek 2003 yılında hazine bonosu aldığını, edinilmiş malların 01.01.2002'de başladığını, bu dönemde malvarlığında artma olmadığını, ... el konduğu için vekil edenine paranın ödenmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Birleşen dosyada ise; evlilik içinde vekil edeninin aile bütçesine iştiraki, 01.01.2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejimi gereği katılma alacağı, yeni alınan kişisel mallarının bedelleri, davalının babasına ait evde iken kaybedildiği iddia edilen tabancanın bedelini, davacıda kalan ziynet eşyalarının iadesi, davalının boşanma dava tarihi sonrası ek kredi kartı ile yaptığı harcamalar, ev ve cep telefon giderleri sebebiyle zararının giderilerek fazlaya ve faize ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000,00 TL. alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 03.03.2011 tarihli ara kararı üzerine 04.04.2011 tarihli dilekçede, talep edilen bedelin 25.000,00 TL'sinin aile bütçesine iştirak, edinilmiş mallara katılma alacağı, kaybolan silah bedeli, 75.000,00 TL. bedelin ise tedbir konulmuş olması sebebiyle uğradıkları zararın tazmini olduğunu açıklamıştır. Mahkemece, asıl dosyada talepte bulunulan ... Bankası'ndaki paranın artırılıp tasarruf edilen bir para olmadığı ve henüz tasarruf edilmemiş, davalının tasarrufuna geçmemiş para için alacak istenemeyeceği, birleşen dosyada ise, taleplerin usul ve yasaya uygun olarak ispat edilemediği gerekçeleri ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairenin 29.11.2011 gün ve 2011/5644 – 6409 sayılı ilamıyla asıl dava yönünden tasfiyeye konu edilen hesapların niteliği açıklığa kavuşturulup sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden birleşen davacı tarafa taleplerini somutlaştırılması için süre ve imkan verilmesi, taleplerden bir kısmının genel mahkemelerde görülmesi gereken talepleri içerdiği göz önünde bulundurularak görevsizlik kararı verilmesi gerektiği, diğer taleplerle ilgili olarak taraf delillerinin toplanarak yapılacak araştırma ve inceleme sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekçesiyle hüküm bozmaya sevk edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl dava yönünden kısmen kabulü ile 15017042 nolu hesaba ilişkin 96.537,03 TL, 150022822 nolu hesaba ilişkin 40.967,76 TL katılma alacağının, 150022822 nolu hesaba ilişkin 55.829,52 TL katkı payının davalı-davacıdan alınarak davacı-davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen dosyada davalı-davacının katkı ve katılma taleplerinin reddine, davalı-davacının ek kredi kartı kullanımı bedeli yenisi alınan kişisel malları bedeli, davalının kullanımında olan ev ve cep telefonlarına ait fatura ve ceza bedelleri, tabancanın iadesi ya da bedelinin talebi, ziynet eşyalarının yarısının iadesi taleplerinin dosyadan tefriki ile ayrı esasa kaydına, davalı-davacının aile bütçesine iştirak talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalı-davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı-davacı ... vekili tarafından yerel mahkemenin 20.03.2014 gün 2012/123 esas ve 2014/1218 karar sayılı hükmüne ilişkin 07.05.2014 tarihli temyiz dilekçesi ile duruşmalı temyiz isteğinde bulunulmuş, Dairemizce sehven duruşma isteği gözden kaçırılarak duruşmasız olarak yapılan temyiz incelenmesi sonucunda 26.04.2016 gün 2014/12822 esas ve 2016/7686 karar sayılı ilam birinci bendinde davalı-davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra ikinci bendinde hüküm bozmaya sevk edilmiştir. Ne var ki bu kez davalı-davacı vekili tarafından "karar düzeltme" başlıklı 12.07.2016 tarihli dilekçe ile duruşma isteklerinin gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ileri sürerek devamında diğer temyiz itirazları bildirilmiştir. Davalı-davacı vekilinin duruşmalı temyiz isteğine ilişkin talebi yerinde görüldüğünden adı geçenin hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek sehven duruşmasız olarak yapılan Dairemizin 26.04.2016 gün 2014/12822 esas ve 2016/7686 karar sayılı hükmünün ortadan kaldırılmasına karar verilerek davalı-davacı vekilinin temyizi incelenmiştir.
1.Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mahkemece bozma ilamına uyularak sonucu dairesinde işlem tesis edildiğine, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına göre davalı-davacı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı-davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; a. Davacı ... vekili, dava dilekçesi ve yargılaması sırasında, tasarruf edilen paralar üzerinde 1/2 oranında tasfiye alacağı bulunduğunu ileri sürerek istekte bulunmuş ve talebini bu oranla sınırlandırmıştır. Mahkemece, bilirkişi tarafından düzenlenen ek rapor dikkate alınarak, ... nolu hesabın 01.01.2002 tarihi itibarı ile bakiyesinin 177.236.593.726 TL olduğu, bu paranın 1/2'si olan 88.618,29 TL'nin taraflarca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiği, diğer payın dava dışı müşterek hesap sahibi ...'a ait olduğu, 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi ve tarafların gelirleri dikkate alındığında, davalı ...'in birikimlerine davacı ...'in % 63 oranında katkıda bulunduğu kabul edilerek, davacı lehine 55.829,52 TL katkı payı alacağına hükmedilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 26.(1086 sayılı HUMK.nun 74.) maddesine göre, hakim taleple bağlıdır ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Mahkemece, kabul edilen bilirkişi raporundaki hesaplama bakımından bir hata yok ise de, davacının talebinin 1/2 oranında olduğu gözden kaçırılarak davalı aleyhine talepten fazla katkı payı alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır. O halde; uzman bilirkişi tarafından, davacının katkı oranının % 63 olduğu belirlenmiş olsa dahi, talebin 1/2 oranında bulunması nedeniyle bu oran göz önünde tutularak katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. b-Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu incelendiğinde; asıl davaya konu edilen banka hesaplarında faiz yönünden katılma alacağı hesaplanırken 15017042 nolu banka hesabında faiz için başlangıç tarihi olarak TMSF yazısında belirtilen 19.01.2004 tarihi esas alınması doğru ise de; bitiş tarihi olarak mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi olan 15.04.2004 yerine mal rejimi sona erdikten üç sene sonraki bir tarih olan 09.08.2007'nin esas alındığı ve bu şekilde 1298 gün üzerinden faiz tespit edilerek davacı-davalı lehine katılma alacağı hesaplandığı anlaşılmaktadır. Makemece, 15017042 nolu hesapla ilgili olarak bu şekilde mal rejiminin sona erdiği tarih gözetilmeden belirlen faiz miktarı üzerinden davacı-davalı lehine katılma alacağına hükmedilmesi hatalı olmuştur.