(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/10719 E. , 2013/2464 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali, önalım
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tapu iptali, önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, önalım hakkına konu payın iptali ve davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kardeşi Nursen’in dava konusu parselde paydaş iken bu payını 10/5/2011 tarihinde davalı ...’a sattığını, belirterek davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili ise, taraflar arasında fiili taksim bulunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip, her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası, 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Önalım hakkına konu payın bulunduğu taşınmazda mahallinde bilirkişi marifetiyle yapılan keşif sonucu düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın tüm paydaşları arasında fiilen taksim edildiği ve her bir kişiye belirli bir yerin düştüğü, paydaşlardan Ramazanın kendisine düşen bölümü çitle çevirdiği, kuyu açarak kullandığı, payı satan Nursel’in ise kendisine düşen ev ile önündeki arsanın satışını yaptığı, içerisinde davacının da bulunduğu diğer iki paydaşa iki ayrı bölümün düştüğü ancak fiilen kullanmadıkları tespit edilmiş, tanık anlatımları ile de bu tesbit doğrulanmıştır. Nitekim bu olgu mahkemenin ve davacının da kabulündedir. Ancak, mahkemece fiili taksim yapıldıktan sonra davacının kendi payına düşen kısmı fiilen kullanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Önalım davalarında fiili taksimi belirleyen en önemli unsur paydaşların taksim hususundaki iradeleri ve eylemleridir Dosya kapsamından taşınmazın tüm paydaşlarının satımdan beş-altı yıl önce taşınmazı kendi aralarında taksim edip yerlerini belirledikleri, bir kısım paydaşların yerlerini çitle ayırıp zırai ekim yaptıkları, davalıya pay satan Nursen Çıkmaz'a içinde taş bina olan bölümün isabet ettiği, taksim sonucu davacıya ayrılan yerin boş olarak durduğu anlaşılmaktadır. Paydaşların taksim hususundaki iradeleri birleştiğine göre, davacının kendisine düşen yeri kullanmaması fiili taksim olgusuna etkili olamaz. Bu durumda kendisine ayrılan belirli bir yeri varken, pay satış tarihine kadar bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan pay satışından yararlanarak önalım hakkını kullanması T.M.K.nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir,