(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/17033 E. , 2013/2722 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. Adem Uğur Kızıldere geldiler. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, bir kısım çeyiz eşyaları ile mehir senedine bağlanmış ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile bir kısım çeyiz eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde 1.275 TL olan bedelinin tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm ziynet eşyalarına ilişkin olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı vekilinin mehir senedinde belirtildiği halde alınmadığı iddia edilen ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacı ile davalı eşi ... arasında halen boşanma davasının devam ettiğini, davacının evlenirken baba evinden dava konusu edilen çeyiz eşyalarını ortak konuta getirdiğini, ayrıca örf ve adet gereği mehir senedi ile yediyüz gram altının davacıya bağışlandığını, davalı tarafın bu altınların ikiyüz gramını düğünde taktığını, ancak sonradan geri alarak harcadıklarını, bir daha da davacıya iade etmediklerini, daha sonra da davacıyı babasının evine bırakıp gittiklerini belirterek, dava dilekçesinde dökümü yapılı çeyiz eşyaları ile altınların aynen iadesini, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle alacağın zamanaşımına uğradığını, davada dayanılan belgenin de geçerliliğinin olmadığını, zira akdin esaslı unsurları itibariyle belgenin yazılı olmasının, miktarın belli olmasının, edimler arasında orantılık bulunmasının ve tarafların imzasının olmasının gerektiğini, akdin bu anlamda geçersiz olup davalının da böyle bir borcu ödeyecek maddi durumunu kaybettiğini, davalının eksik borç olarak dahi kabul edilemeyen bir bağışı gerek bu nedenlerle, gerek davacının olumsuz tutumları nedeniyle rücuu hakkını kullanarak kabul etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dosya kapsamı itibariyle davacı ile davalı ...'un 6.12.2007 tarihinde evlenmeleri dolayısıyla davacının kayınpederi olan diğer davalı ... 29.12.2007 tarihinde düzenlediği mehir senedi ile mehir olarak kız tarafının düğünde yapmış olduğu masraflara karşılık bu senet kendisine ibraz edildiği tarihten itibaren yediyüz gram yirmidört ayar altın vermeyi taahhüt etmiştir. Davacı da, anılan senede dayanarak taahhüt edildiği halde alınmayan beşyüz gram altının aynen, olmadığı takdirde bedelini talep etmektedir. Söz konusu altın taraflar arasında senede bağlanmış olup davalı kayınpeder açısından bağlayıcıdır. Dolayısıyla davalı ... senette belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Davalı kayınpederin taahhüdüne aykırı davranması halinde bunların iadesinden ya da bedelinden sorumlu tutulması gerekir.Davalı yan, senette belirtilen altının beşyüz gramlık bölümünün alındığını iddia etmediği gibi, yargılama sırasında da senedin ikrah altında alındığını savunmamıştır. Bu husus sadece davada tanık olarak dinlenen ...'nın ifadesinde geçmektedir. Bununla birlikte mahkemece davalı yanca savunulmadığı halde bu beyandan hareketle davalı kayınpederin iradesinin fesada uğratıldığından bahisle senedi geçersiz sayarak hüküm kurmuştur. Mahkeme kararının gerekçesinde belirtildiği üzere taahhüdün korkutma sonucu verildiği kabul edilse bile taahhütte bulunanın mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 31. maddesi ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi gereğince korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını ileri sürerek talepte bulunabilecekken bu hakkını da kullanmamıştır. Bu durumda söz konusu taahhütname geçerli olup, davada da bu belgeye dayanıldığından ve senet gereğinin yerine getirildiği iddia ve ispat edilmediğinden davalı ... yönünden ve beşyüz gram altına ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.