Esas No
E. 2017/9637
Karar No
K. 2018/2778
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2017/9637 E.  ,  2018/2778 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı, Katılma ve Çeyiz Eşyası Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz nedeni ile 10.000,00 TL, ve çeyiz eşyası nedeni ile 13.180,00 TL alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04.03.2015 tarihli dilekçesi ile, talep miktarını artırarak toplam taşınmaz nedeni ile toplam 110.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.03.2016 tarihli celsede çeyiz eşyası alacağından feragat etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çeyiz eşyalarına yönelik talebin feragat nededi ile reddine, taşınmaza yönelik talebin taşınmazın bedelinin kişisel malla karşılandığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222). Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Somut olaya gelince; eşler, 15.07.2006 tarihinde evlenmiş, 26.08.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 22.12.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu 43239 ada 2 parsel 30 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 31.03.2008 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davalının cevap dilekçesinde 'taşınmazın büyük bir kısmının borç olarak alındığı ve halen ödenmesinin devam ettiğini' belirttiği, 2. cevap dilekçesinde de 'İngiltere'deki dükkanın ... Petrol Lti Şti senetsiz olarak borç verildiği iddiasının doğru olmadığı, dükkanın borcu ile birlikte satıldığı, eline yüksek bir meblağ geçmediği ve bu paranın da bir kısmının İngiltere'deki işler için bir kısmının da buradaki evin giderleri için harcandığını' belirtmiştir. Davalı vekili her ne kadar sonradan sunduğu, 27.02.2013 tarihli dilekçede 'İngiltere'deki dükkanın devir bedelinin ... Petrol Lti Şti'ne aktarıldığı, taşınmazın peşinatının babasına ait aracın satışından elde edilen para ile, kalanının da ... Petrol Lti Şti'nin verdiği para ile ödendiğini' belirtmiş ise de, davacı vekili savunmamanın genişletilmesine muvafakat etmemiştir (HUMK m. 202/2). O halde, tasfiyeye konu taşınmaz edinilmiş mal olup TMK 222. maddesine göre kişisel mal olduğu ispatlanamamıştır. Mahkemece yapılacak iş, yukarda açıklanan yasal düzenlenmeler ve Dairemiz'in ilke ve uygulamalara göre, iddia ve savunma kapsamında toplanmış ve toplanacak tüm deliller dikkate alınarak artık değere katılma alacağı hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Aile Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.