Esas No
E. 2017/12987
Karar No
K. 2018/9299
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2017/12987 E.  ,  2018/9299 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile tapu iptal-tescil, olmadığı takdirde alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin davanın reddine dair ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 27.05.2014 tarih, ... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile "...Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre; dava konusu 4287 ada 2 parselde kayıtlı bulunan 19 numaralı meskenin, 19.07.1994 tarihinde davalı adına tapuda satın alınırken, aynı tarihte Tapu Müdürlüğü tarafından hazırlanan 4283 yevmiye nolu "Resmi Senet" ile 24/700 pay olarak davacı ve davalının yarı yarıya pay satın alıp, satış bedelinin de yarı yarıya hisseleri nispetinde ödendiğinin senette yazılı buluduğu ve aynı binada 4 numaralı dairenin de aynı resmi senede dayanılarak davacı adına tapuda kayıtlı bulunduğu anlaşıldığına, tarafların özgür iradeleri ile paylaşım yaptıklarının anlaşılmasına, dava konusu bu taşınmaza ilişkin katkı payı alacağının bulunduğunun davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanmadığına ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin 4287 ada 2 parselde kayıtlı bulunan 19 numaralı meskenle ilgili katkı payı alacağı isteğine yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün buna ilişkin bölümünün onanmasına, davacı vekilinin, dava konusu 1528 parselin reddine yönelik hüküm bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 1036 m2 yüzölçümünde ve tarla niteliğinde bulunan, dava konusu 1528 parsel 04.12.1998 tarihinde, taraflar arasında mal ayrılığı rejimi geçerli iken, üçüncü şahıstan davalı adına satın alınmış olup, davacının bu taşınmaza ilişkin talebi, katkı payı alacağına ilişkindir. Dava konusu taşınmaz taraflar arasında 743 sayılı TKM'nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığının geçerli bulunduğu dönemde edinilmiştir. Kural olarak, 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu; 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Mahkemece dava konusu bu taşınmaz hakkında da davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma yeterli olmadığı gibi ulaşılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK'nun 6. maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının 1528 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklanan hakkı var ise, bu hak şahsi hak niteliğinde bulunan alacak hakkına yöneliktir. 07.03.1953 tarih ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararı bu ilkeye dayanak oluşturmaktadır. 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı kapsamında, aralarında mevcut olduğu iddia edilen akti bir münasebete müsteniden tapuda malik sıfatı ile mukayyet bulunan bir şahıstan sicildeki kaydın namına tashihini isteyen kimsenin, Eski Medeni Yasa'nın 634. maddesine (Yeni Medeni Kanun'un 706.maddesi) uygun şekilde yapılmış geçerli bir sözleşmenin bulunması gerektiği, böyle bir aktin bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla davacının ayın isteğinin dinlenemeyeceği, iddia edilen hususun tanıkla ispatının da mümkün olmadığından mahkemenin tapu iptali ve tescile ilişkin davanın reddine karar vermiş olması yerinde ise de, davacının 1528 parsele yönelik şahsi hak niteliğindeki alacak hakkının da yazılı delille kanıtlanması gerektiği hususundaki mahkeme gerekçesi yerinde bulunmayıp, katkı payı alacak hakkı her türlü delille kanıtlanabilir. Dosyada toplanan bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarından davacı İsmal'in evlenme tarihinden önce ve evlilik süresince Gümrük Komisyoncusu olarak fiilen çalıştığı, davalı ...'un ise ev hanımı olup, babası tarafından fındık ve kira parası adı altında parasal destekte bulunulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Uzman Bilirkişi İhsan Erol, 24.02.2012 tarihli raporunda; dosyadaki delilleri değerlendirerek tarafların dava konusu taşınmazın edinilmesinde % 50 oranında katkılarının bulunduğunu ayrıntılı olarak bildirmiş ve davacı vekili, 13.03.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davasını % 50 katkı payı alacağı bulunduğu konusunda ıslah ettiğini bildirdiğine göre, saklı tutulan haklarla birlikte davacı vekilinin bu dilekçesindeki kabul ve talebinin de, mahkemece dikkate alınması gerekir. Katkı payı davalarında katkı oranı bulunurken; tarafların dava konusu mal varlığı değerinin edinildiği tarihe kadarki toplam gelirlerinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM'nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarlarının ne olacağının belirlenmesi, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacı eşin katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu mal varlığının dava tarihindeki değeri ile çarpılarak varsa katkı payı alacağının tespit edilmesi, gerektiğinde hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri ile 6098 sayılı TBK'nun 50 ve 51 (818 sayılı BK'nun 42 ve 43.) maddelerinin uygulanmasının düşünülmesi, böylece hak ve adalet duygusunun tatmininin sağlanması ve davacının katkı payı alacağı konusunda ki 13.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uymayan düşüncelerle usul ve kanuna aykırı bir şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir...." gereğine işaret edilerek 4287 ada 2 parseldeki 19 nolu bağımsız bölüm yönünden onanmış, 1528 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, dava konusu 1528 parsel sayılı taşınmaza davacının katkı payı alacağı nedeniyle toplam 132.160-TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, dava konusu 1528 parsel sayılı taşınmaz yönünden 132.160-TL katkı payı alacağına hükmedilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dosya arasında bulunan 24.06.2011 tarihli değer bilirkişi raporu ile tasfiyeye konu 1528 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 203.240-TL, keşif tarihi itibariyle değerinin 264.320-TL olduğu bildirilmiştir. Katkı payı alacağı davalarında, katkı oranının tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenen sürüm(rayiç) değeri ile çarpılması suretiyle katkı payı alacak miktarı hesaplanır. Bu durumda mahkemece katkı payı alacağının hesaplanmasında, tasfiyeye konu 1528 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen değeri esas alınması gerekirken ve bu husus uyulan bozma ilamında da açıkça belirtildiği halde keşif tarihindeki değeri esas alınarak davalı aleyhine fazla alacğa hükmedilmesi doğru olmamıştır.

3.Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hüküm altına alınan alacak katkı payı alacağı olup, 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacağına faiz talebi bulunduğu takdirde dava dilekçesindeki miktar yönünden dava, ıslah edilen miktar yönünden ise ıslah tarihinden geçerli olarak yasal faize hükmedilmesi gerekir. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2.) ve (3.) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 14.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI HUKUK Aile Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 743 sayılı TKM'nun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığının geçerli bulunduğu dönemde edinilmiştir. Kural olarak, 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu; 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Mahkemece dava konusu bu taşınmaz hakkında da davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma yeterli olmadığı gibi ulaşılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK'nun 6. maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının 1528 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklanan hakkı var ise, bu hak şahsi hak niteliğinde bulunan alacak hakkına yöneliktir. 07.03.1953 tarih ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararı bu ilkeye dayanak oluşturmaktadır. 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı kapsamında, aralarında mevcut olduğu iddia edilen akti bir münasebete müsteniden tapuda malik sıfatı ile mukayyet bulunan bir şahıstan sicildeki kaydın namına tashihini isteyen kimsenin, Eski Medeni Yasa'nın 634. maddesine (Yeni Medeni Kanunu K743 md.170 K743 md.152 K6100 md.3 K743 md.36 K1086 md.428 TBK md.50
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.