2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/1452 E. , 2018/3010 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kadın lehine hükmedilen nafaka, maddi tazminat ve vekalet ücreti ile kadının ziynet alacağı davasının kabulü yönünden, davalı-davacı kadın tarafından ise, her iki boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davacı-davalı erkek Türk Medeni Kanununun 164. maddesi uyarınca terk hukuksal sebebine dayalı boşanma davası davalı-davacı kadın da birleşen davası ile Türk Medeni Kanununun 166. maddesi uyarınca evlilik birliğinin sarsılması hukuksal sebebine dayalı olarak boşanma ve ziynet alacağı davası açmıştır. Mahkemece davaların birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda davacı-davalı erkeğin davasının kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanununun 166. maddesi uyarınca boşanmalarına, kadının birleşen boşanma davasının reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; davacı-davalı erkeğin davası Türk Medeni Kanununun 164. maddesine dayalı olup Türk Medeni Kanununun 166. maddesine dayalı bir davası bulunmamaktadır. Mahkemece, toplanan deliller bu yönde değerlendirilerek sonucu uyarınca karar vermek gerekirken; erkeğin davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak yazılı olduğu üzere evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2.Davacı-davalı erkeğin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı-davacı kadın, birleşen dosyaya sunduğu dava dilekçesinde ziynet eşyalarının bedelini talep etmiştir.
Hükümde 10.000,00 TL ziynet eşyası bedelinin davacı-davalı erkekten alınarak davalı -davacı kadına verilmesine şeklinde hüküm kurulmuştur.
Ancak hüküm altına alınan bu bedele mahkemece nasıl ulaşıldığı, hangi eşyaların karşılığı olduğu Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde açıklanmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Kanunun 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.