4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2016/7361 E. , 2018/1865 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 15/01/2014 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 16/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2.Davalının temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde yargılama giderlerinin nelerden ibaret olduğu açıkça sayılmış; yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 326. maddesinde ise Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Dosya kapsamından; davalının tanık deliline dayanması nedeniyle HMK'nın 324. maddesi kapsamında davalı vekili tarafından toplam 108 TL delil avansı yatırıldığı, yatırılan bu delil avansından tanık ücreti, tebligat gideri ve talimat dönüş gideri olmak üzere 66 TL'lik kısmının kullanıldığı, kullanılan bu miktar ile bakiye kalan 42 TL hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından yatırılan avans ile yapılan tanık ve posta masrafları HMK'nın 323. maddesi kapsamında yargılama gideridir. Bu giderin aynı kanunun 326. maddesi gereğince aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına ve kullanılmayan miktarın da HMK'nın 333. maddesi gereğince iadesine karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek davalı tarafından yapılan masrafların yargılama gideri kapsamında değerlendirilmemesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.