Esas No
E. 2016/9252
Karar No
K. 2018/9875
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

8. Hukuk Dairesi         2016/9252 E.  ,  2018/9875 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı-birleşen dava davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 813 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 4 katlı betonarme binanın vekil edeni tarafından yaptırıldığını açıklayarak, vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekilleri davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, bozma ilamı sonrasında birleşen 2014/104 Esas sayılı dava dosyasında, davalı ... ve asli müdahil olan diğer davalılar tarafından davaya konu binanın 4. katının yakın miras bırakanları ... tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, asıl davanın reddine, birleşen 2014/104 Esas sayılı davanın kabulüne, 813 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin dahil 4. katın muris ... tarafından yapıldığının ve ona ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen dava davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 813 ada 15 parsel üzerinde bulunan , tek katlı binanın mülkiyetinin muris...'a ait olduğunun tespitine, aynı parsel üzerinde bulunan 4 katlı binanın, zemin dahil 3 katının (zemin, 1. kat, 2. kat ) davacı ...'a ait olduğunun tespitine, 3. katın ise (zemin dahil 4. kat)ölü ...'a ait olduğunun tespitine dair ilk hüküm, davacı ve davalılar vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2013 tarih 2013/3746 Esas, 2013/11636 Karar sayılı ilamı ile özet olarak; " ...muhdesatın ilk üç katı yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken,yasal düzenlemeler göz ardı edilerek yazılı şekilde davacı adına tespitine karar verilmesi, ...yine dava ve talep bulunmadığı halde taşınmaz üzerindeki tek katlı bina yönünden de tespit hükmü kurulması doğru görülmemiş davalıların temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın temyiz itirazlarına gelince; ...tanık anlatımları hüküm vermeye yeterli değildir. ...Davada karar verilebilmesi için belirlenmesi zorunlu olan hususlar tanıklara sorulup, yeterli beyanları alınmadan eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez....öncelikle ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyası getirtilmeli, daha sonra dava konusu muhtesatın son katının davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen tüm paydaşların davada taraf olmalarının zorunlu olduğu düşünülerek davada taraf olarak yer almaları sağlanmalı, yargılamaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, daha sonra az yukarıda açıklanan doğrultuda araştırma ve soruşturma yapılmalı, gerekirse davacı tarafın diğer deliller demekle yemin deliline de dayandığı gözetilerek davacıya yemin teklifi hakkı da hatırlatılmalı, deliller tam olarak toplanmalı daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmeli" gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yukarıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.

1.Davacı- birleşen davada davalı vekilinin asıl davada binanın zemin dahil 3 katı (zemin, 1. kat, 2. kat ) yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre, davacı- birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacı- birleşen davada davalısı vekilinin asıl davada binanın zemin dahil 4. katı yönünden kurulan hüküm ile birleşen dava hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Asıl davada davacı, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın tamamının (zemin, 1. kat, 2. kat ve 3.kat) kendisi tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalılar ise birleşen davada zemin dahil 4. katın yakın mirasbırakanları ... tarafından yapıldığını ileri sürerek ... tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemişlerdir. Az yukarıda bahsi geçen bozma ilamı sonrasında davalılar tarafından birleşen dava ile 4.katın yakın mirasbırakanları ... tarafından yapıldığının tespitine yönelik usulüne uygun dava açılmış, taraf teşkili sağlanmış, yeniden tanık dinlenmiştir. Asıl davada davacının tanıkları davaya konu binanın zemin dahil 4.katının davacı tarafından yapıldığını , davalılar-birleşen davada davacı tanıklarından bir kısmı bilgilerinin olmadığını, tanık ... ise bahsi geçen katın damadı olan davalıların yakın mirasbırakanı Dinçer tarafından yapıldığını açıklamışlardır. Her ne kadar Mahkemece, bozma ilamı sonrasında dinlenen davalılar-birleşen davada davacılar tanığı ...'ın beyanlarına itibar edilerek birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalılar- birleşen davada davacılar tanıklarının anlatımlarının soyut nitelikte olduğu ve hüküm vermeye elverişli nitelikte olmadığı görülmüştür. Ne var ki, az yukarıda açıklanan bozma ilamında gerekirse davacı tarafın (asıl davacının) diğer deliller demekle yemin deliline de dayandığı gözetilerek davacıya yemin teklifi hakkının da hatırlatılması, delillerin tam olarak toplanması ondan sonra hüküm verilmesi gereğine işaret edildiği, Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde davacı tarafa yemin hakkının hatırlatılmadığı görülmüştür. Bilindiği üzere ve kural olarak bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak doğar. Her ne kadar usuli kazanılmış hak usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir. (04.02.1959 gün ve 13/5 YİBK ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu hak mahkemelerce ve Yargıtay'ca ihlal edilemeyeceği gibi uyulan bozma ilamı çerçevesinde karar verilmesi zorunludur. O halde Mahkemece, tanık beyanlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı göz önünde bulundurularak, asıl davada davacı ...'a yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması, kullanmak istediği takdirde usulüne uygun bir biçimde davalılar-birleşen dava davacılarının HUMK'nın 337 (HMK'nun 227.m. vd) maddesi gereğince davet edilmesi ve HMK'nın yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak usulüne uygun bir biçimde yemin teklifini kabul ettiği taktirde yeminli beyanının alınması ve elde edilecek sonuca göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yazılı gerekçe ile asıl davanın binanın zemin dahil 4. katı yönünden reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı- birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1. bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen iadesine, 22.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog