2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/18429 E. , 2018/6543 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet ve Çeyiz Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki boşanma davası ve ferileri, ziynet alacağı davasının kabulü ve çeyiz alacağı davasında hükmedilmeyen vekalet ücreti yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise manevi tazminatın miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin çeyiz alacağı davasında hükmedilmeyen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının kabulüne, davacı-karşı davalı erkeğin ise boşanma davasının kadının eylemlerinin erkek tarafından affedildiğinden bahisle reddine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; kadının eski erkek arkadaşı ile telefonda görüşmek suretiyle güven sarsıcı davranışta bulunduğu, erkeğin eşinin telefon iletişim kayıtlarını istemeden önce aile arasında yapılan konuşma sonrası eşine inanarak evliliği devam ettirme iradesi göstermiş ise de daha sonra görüşme sıklığını öğrendiği ve kadının evi terketmesiyle fiili ayrılığın gerçekleştiği, bu hale göre erkeğin eşinin güven sarsıcı eylemlerini affetmiş sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşı davalı erkek de dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, erkeğin davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile erkeğin davasının reddi doğru olmamıştır.
2.Ziynet alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyunadırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde mahkemece aynen iadesi olmazsa bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerin gramlarının ve değerlerinin hükümde ayrı ayrı gösterilmemesi ve bilirkişi raporuna atıf yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.