11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2016/15047 E. , 2018/3281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2015 tarih ve 2013/149-2015/520 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın .... Şubesinde müdür olarak görev yaptığı dönem ile ilgili Banka Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından işten çıkarma cezası ve kredi işlemleri nedeniyle sorumluluğunun bulunmasına karar verildiğini, söz konusu kararın müvekkil banka yönetim kurulunca 20.11.2008 tarihinde onaylandığını, soruşturma raporuna konu borçlulardan .... aleyhine yapılan takiplerin tahsil edilememesi üzerine İcra Müdürlüğünün 2010/10290-10296- 10297- 10298- 10299-10301 esas sayılı dosyalarından aciz vesikası alındığını, söz konusu aciz vesikaları ile müvekkili bankanın zararının kesinleştiğini, söz konusu icra takiplerinin bankanın sorumlu olduğu çek yaprakları bedeline ilişkin olduğunu iddia ederek 7.925,98 TL 'nin aciz vesikalarının alındığı 30.03.2012 tarihinden kredilere uygulanan cari faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ....'e kullandırılan kredi için ....'in kefalet imzasının alındığı, kefillerin de ödeme güçlerinin var olduğunu, müvekkilinden zararını tahsil edebilmesi için kefillerin de aciz vesikasına bağlanmış olması gerekeceğini, müvekkilinin tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın haksız fiil hükümlerine göre karşılıksız çıkan 6 adet çek nedeni ile ödemekle yükümlü olduğu miktarın davalı banka müdüründen tahsili istemine ilişkin olduğu, oluşan bu zararın 3. kişilerden halen tahsil imkanı bulunduğu, yine bu zararın oluşmasında davacı bankanın %100 sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı bankanın şube müdürü olarak görev yapan davalının, bankayı zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nin 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usuli bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nin 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.