2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/2867 E. , 2018/7570 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafakalar ve ziynet alacağı yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, nafakaların miktarları ve tazminatların reddi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 20.03.2018 günü duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davacı-karşı davalı ... geldi. Vekilleri gelmedi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece, "taraflar eşit kusurlu" kabul edilmiştir. Oysa davacı-karşı davalı erkeğin 5.5.2014 tarihinde mahkemeye başvurarak eşinin ortak konuta dönmesi için ihtar talebinde bulunduğu görülmektedir. İhtar isteği, "evlilik birliğinin sarsılması" sebebine dayanan boşanma davasında, önceki olayların affedildiğini, en azından hoşgörüyle karşılandığını gösterir. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan olaylardan dolayı da eş kusurlu kabul edilemez. Bu bakımdan, ihtardan sonra dava tarihine kadar, davalı-davacı kadından kaynaklanan yeni bir hadise iddia ve ispat edilmediğine göre, kadının kusuru bulunmamaktadır. Buna karşılık davacı-karşı davalı erkeğin eşine bağımsız konut temin etmediği, ortak çocuğa maddi yardımda bulunmadığı gibi çocuğu görmeye dahi gitmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda erkek tam kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gibi, boşanma yüzünden mevcut menfaatlerini de kaybetmiştir. Öyleyse davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekirken, tarafların "eşit kusurlu" oldukları gerekçesiyle bu isteklerin reddi doğru bulunmamıştır.
3.Davalı-davacı kadının yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında, ev hanımı olup çalışmadığı tutanağa bağlanmış ise de, dosyaya arasına alınan SGK kayıt örneklerinden, kadının çalışma kayıtlarının bulunduğu, davacı-davalı erkek yönünden ise herhangi bir sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmadığı görülmektedir. Öyleyse, tarafların, çalışma durumlarının, düzenli ve sürekli bir gelir getiren işe sahip olup olmadıklarının araştırılarak, gerçekleşecek sonucu uyarınca yoksulluk nafakası hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK.m.6, HMK.m. 190/1). Davalı-davacı, dava konusu ziynetlerinin, borçları sebebiyle erkek tarafından elinden zorla alınarak bozdurulduğunu iddia etmiş, davalı ise bu iddiaları inkar etmiştir. Davalı-davacı tanıkları, iddia edilen vakıayla ilgili somut bir beyanda bulunmamışlardır. Dosyada iddiayı kanıtlamaya elverişli başkaca bir delil de bulunmamaktadır. Olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olmasıdır. Diğer bir ifade ile bunların davalının zilyetliğine terk edilmiş olması olağana ters düşer. Öte yandan söz konusu eşya, rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen ve götürülebilen nev’idendir. Bu bakımdan, davalı-karşı davacı olağanüstü şartlarda evden ayrılmadıkça bu türden eşyaları götürmesi her zaman mümkündür. Bu olgulara aykırı olarak yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.