8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2018/10302 E. , 2018/13816 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili asıl ve birleşen davalarda, TMK 'nın 713/2 maddesinde yer alan ölüm hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 441 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile güneyde kalan 3674,50 m2’sinin vekil edeni ..., kuzeyde kalan 3674,50m2’lik kısmın vekil edeni ... adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında taşınmazın tapu kaydının iptali ile eşit oranda vekil edenleri adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar ..., ..., ... ile davalı ... vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır. Mahkemece, bozma ilamına uymak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, davacılar lehine TMK’nın 713. maddesinde sayılan aralıksız 20 yıllık zilyetlik zilyetliğin malik sıfatı ile olması, tapu maliklerinin 20 yıldan daha önceki sürede ölmüş olmaları şartları birlikte gerçekleştiği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile 441 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adlarına eşit hisse ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Asıl ve birleşen davaların hak düşürücü süre nedeni ile reddine dair önceki hüküm; Dairemizin 26.2.2013 tarih ve 2012/8241 E, 2013/2336 sayılı ilamı ile özet olarak “ 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 12/3. maddesine göre “tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” Somut olayda kadastro tutanağının kesinleştiği 21.12.1988 tarihinden dava tarihi olan 05.06.2009 tarihine kadar on yıllık hak düşürücü süre dolduğundan kadastro tespitinden önceki sebeplere dayalı olarak açılan davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, kadastro tespitinin kesinleştiği, 21.12.1988 tarihinden dava tarihi olan 05.06.2009 tarihine kadar TMK'nun 713. maddesinde belirtilen yirmi yıllık zilyetlikle iktisap süresi dolduğu halde, Mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; kayıt maliklerden ...’nın nüfus kayıtları celp edilerek, ölüm tarihi tespit edildikten sonra TMK'nın 713/2. maddesindeki koşulların kadastro tespitinin kesinleştiği 21.12.1988 tarihinden dava tarihine kadar oluşup oluşmadığı usulüne uygun olarak araştırıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuş, bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göredavalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, TMK'nın 713/2 maddesinde yazılı ölüm nedenine dayalı iptal ve tescil davasıdır. TMK'nın 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle bu tür davaların aynı maddenin diğer fıkralarında yazılı koşullara tabi olması gerektiği sonucuna ulaşılır. Aynı maddenin 3. fıkrasındaki "tescil davası" sözcüğünün 1. ve 2. fıkraya göre açılacak davaları kapsadığının kabulü gerekir. (Yargıtay HGK.nın 17.02.2010 tarih, 2010/8-58 Esas, 2010/78 Karar, ... - İ. ..., Zilyetlik-Tescil-Tapu İptali Davaları, 1983-Sh; 1451). Buna göre gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse iptal ve tescil isteği nedeniyle davada taraf durumunu almış bulunan kayıt malikinin mirasçıları davalılar harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Eksik harcın davacıdan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Mahkemece; bu husus gözden kaçırılarak harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmekteyse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (6100 sayılı HMK'nın 304. maddesi -1086 sayılı HUMK'nun 438/7. fıkrası)