2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/20521 E. , 2018/8317 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakaları ile tazminatların miktarı yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, tazminatlar ve reddedilen manevi tazminat talebi ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir (HMK m.241).
Davalı-karşı davacı erkek 23.02.2015 tarihli karşı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış, 12.03.2015 tarihinde süresinde sunduğu delil listesinde sekiz tanık ismi bildirmiştir. 30.09.2015 tarihli ön inceleme duruşmasında mahkemece, taraflara tanıklarını beşer adetle sınırlı tutmaları yönünde ara karar oluşturulmuş, yargılamanın devamında davalı-karşı davacının beş tanığı dinlenilerek tahkikat sona erdirilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Davalı-karşı davacı erkek delil listesinde ismini bildirdiği tanıklarından aynı zamanda müşterek çocuk olan ...'ın da dinlenilmesini istemiş ancak talebi mahkemece 04.02.2016 tarihli ara kararla "30/09/2015 tarihli celsede tarafların dinletebilecekleri tanık sayısının beş ile sınırlandırıldığı, taraf vekillerinin bu ara karar gereğince beşer tanık ismini bildirdiği ve tüm tanıkların dinlendiği" gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davalı-karşı davacı erkek bu tanığının dinlenilmesinden açıkça vazgeçmediği gibi, ısrarla dinlenilmesini talep etmiş olup, esasen mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi gereğince kalan tanıkların dinlenilmemesi hususunda alınmış bir karar da bulunmamaktadır. Mahkemece davalı-karşı davacının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde, tanık sayısının beşer tanık ile sınırlandırılmış olması başlı başına adil yargılanma ilkesini etkileyen önemli bir usul hatasıdır. Davalı-karşı davacı erkeğin delil listesinde gösterdiği ve dinlenilmesinden açıkça vazgeçmediği tanıklarının 243. vd maddeleri gereğince usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenilmesi, toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.