Esas No
E. 2015/32547
Karar No
K. 2018/11446
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

9. Hukuk Dairesi         2015/32547 E.  ,  2018/11446 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı avukatı ile davalı asil tarafından istenilmesi ve davalının duruşma talep etmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22/05/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 15.05.1992'den 2010 yılı Mayıs ayına kadar asgari ücret ile çalıştığını, 2007, 2008, 2009 yıllarında aylık net ücretinin 350,00 TL., 2010 yılında aylık net ücretinin 400,00 TL olarak ödendiğini, asgari ücrete göre farkların ödenmediğini, 09.00-18.00 saatleri arasında yarım saat ara dinlenmesi yaparak haftanın 7 günü çalıştığını, genel tatil ve bayramlarda çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını, çalışma süresince günlük 3,00 TL. tutarında bir öğün yemek verildiğini, yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı için işyerinden ayrıldığını, okuma yazma bilmediği için imzaladığı ibranamenin geçersiz olduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı asil, davacının ... Ltd. Şti.'de muhtelif tarihlerde temizlik işçisi olarak çalıştığını, birkaç defa işten ayrılıp dönüş yaptığını, Şirketin 31.12.2008 tarihinde tasfiye edildiğini, çalışma karşılığının 31.12.2008'de ödendiğini, ibraname düzenlendiğini, 02.02.2009 tarihinden 2010 Mayıs ayında emekli olana kadar yanında çalıştığını, şirket ile ilgili bir talebi varsa muhatabın kendisi olmayacağını, TTK hükümleri gereği talebin şirkete yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının iş sözleşmesinin emeklilik koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. D) Temyiz: Kararı taraflar temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.

Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.

HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.

10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ve bu karara uygun şekilde düzenlenen HMK. nun 298/2. Maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta;

Mahkemece yargılama safhasında üç farklı bilirkişiden raporlar alındığı ve alınan bu raporlarda farklı seçenek ile tespitlerde bulunulduğu, hükmedilen miktarların ise bu raporlarda varılan sonuçlardan biri ile tam olarak örtüşmediği görülmüştür. Karar gerekçesinde hükme esas alınan raporun/seçeneğin belirtilip nedenlerinin açıklanmaması, hüküm fıkrasındaki miktarlar ile gerek bilirkişi raporlarındaki gerekse ıslahtaki miktarların tam olarak örtüşmemesi kararın denetlenememesine yol açmıştır.

Dosya içeriğine göre davacı okuma yazma bilmediğini, bu nedenle işverence sunulan belgelerdeki imzaların kendisini bağlamayacağını iddia etmiştir. En son alınan bilirkişi raporunda ibranamede belirtilen miktarın kıdem tazminatından mahsup edilip edilmemesine göre seçenekli hesaplama yapılmış, mahkemece mahsupsuz seçeneğe göre belirlenen miktarın hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Ancak bu seçeneğe neden itibar edildiği (okuma yazma bilmediği için mi yoksa yasal şartları taşımadığı için mi olduğu) açıklanmamıştır. Karar bu yönüyle de gerekçesiz olup, temyiz denetimi yapılamamaktadır. Ayrıca kabule göre; -Uyuşmazlık konusu fazla çalışma ve tatil çalışması alacakları tanık deliline dayanılarak hesaplanması karşısında, bu alacak kalemlerinin takdiri indirime tabi tutulmaması da yerinde değildir. -Bilirkişi raporunda fazla çalışma hesabının açık olmadığı, ayrıca davacı tarafça hafta tatili alacağının da talep edilmesine rağmen fazla çalışma hesabında bu tatil çalışmasının da dahil edildiği izlenimi edinilmekle uyuşmazlığın aydınlatılması açısından karar bu yönüyle de yetersizdir. -Uyuşmazlık konusu dönemlerde 1475 ve 4857 sayılı Kanunlar yürürlükte olduğundan, kabul edilen izin süresinin buna göre belirlenmemesi de hatalıdır. Yukarıda yapılan açıklama ve tespitlere göre; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 141. ve HMK.’nun 297. maddelerinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımayan ve çelişki içeren kararın bozulması gerekmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 22.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog