Esas No
E. 2013/580
Karar No
K. 2013/2645
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/580 E.  ,  2013/2645 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tescil

... ile ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.07.2010 gün ve 182/201 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, tapulama çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın, babasından kendisine intikal ettiğini ve kazandırıcı zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak, adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın reddi ile nizalı taşınmazın TMK'nun 713/6. maddesi uyarınca ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi, uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının babasından kaldığını açıklamıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle teknik bilirkişilerin 26.07.2010 tarihli krokili ek raporlarında C1 harfi ile gösterilen 79.948,00 m2'lik taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına tapuya tesciline, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca bir kimse tarafından aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden kuru toprakta 100 dönümden fazla yer kazanılamayacağından fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı, dilekçesinde ve yargılama oturumlarındaki beyanlarında: Dava konusu taşınmazın babasından kaldığını iddia ederek adına tescil isteğinde bulunmuştur. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar; dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinde davacının babası zilyet ve tasarrufunda olduğunu ve öldüğü tarihten itibaren taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğunu beyan etmişlerdir. Davacı taraf çekişmeli yerin, tamamının kendi adına tescilini istediğine göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın, babasından davacıya intikal şekli (taksim, bağış v.s.) üzerinde durulması dava şartı bakımından önemlidir. Dava koşulu, kamu düzeniyle ilgili olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi taşınmazın davacıya geçiş şekli Mahkemece kendiliğinden araştırılıp belirlenmelidir. Bu durumda, tereke adına dava açmayan ve taşınmazın tamamının babasından kendisine kaldığını iddia eden davacıdan bu devir hakkında açıklama istenmesi, taksim, bağış vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması için süre ve imkan tanınması, bundan sonra iddianın ileri sürülüş şekline, toplanan delillere ve gerekirse getirtilecek mirasçılık belgesine göre öncelikle dava şartı üzerinde durulması, çekişme konusu taşınmazın halen el birliği mülkiyetinde olduğunun anlaşılması durumunda, davacı tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi, aksi durumda ise dosya içeriğine, toplanacak delillere göre, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Öte yandan, Mahkemece, nizalı taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin tespiti bakımından hava fotoğrafı uygulaması yapılmış ise de, incelenen hava fotoğraflarının tarihleri, hüküm kurmak için elverişli değildir. Eldeki dava, harcı yatırılmak suretiyle 2003 yılında açıldığına göre, nizalı taşınmaza ait dava tarihinden geriye doğru 20 yıl ve öncesine ait hava fotoğraflarının uygulanması gerekirken, sadece 1985 ve 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarının uygulanması yetersiz olmuştur. Bu durumda; dava tarihi olan 22.05.2003 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl (1976-1983 tarihleri arası-taşınmaz 1975 yılında yapılan tapulama çalışmalarında tespit harici bırakıldığından 1975 yılı sonrasına ait olması gerekmektedir-) öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, daha önce eldeki davada keşfe katılmayan üniversite öğretim görevlileri arasından 3 kişilik ... mühendisi bilirkişisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotoğrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu ile teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244 ve 259. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında "taşlık" niteliğiyle tespit harici bırakıldığından dava konusu taşınmazın emek ve para sarf edilerek imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihyanın ne zaman başladığı ve tamamlandığı, para ve emek sarfının ne şekilde yapıldığı, zilyetliğin nasıl devam ettiğinin, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, komşu taşınmazlara uygulanan tapu kayıt örnekleri ile vergi kaydı örneklerinin ve bu taşınmazlara ilişkin varsa Mahkeme dosyalarının bulundukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, dava konusu taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye işaret ettirilmesinin sağlanması, hava fotoğrafları ile İl Kadastro Müdürlüğü'nden istenen paftaların 1976-1983 yılları arasında çekilen ve düzenlenen fotoğrafları ile paftalar olması gerektiğinin gözetilmesi, bunların çekildikleri ve düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu yerin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu, uzman bilirkişilerden Yargıtay ve tarafların denetimine açık, gerekçeli, karşılaştırmalı rapor istenmesi gerekmektedir. HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca bilirkişi olarak tayin edilecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresini gösterir biçimde yakın plan ve panoramik renkli fotoğrafları çektirilerek Mahkeme Hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, fotoğraflar üzerinde teknik bilirkişice yerin işaretlenmesi, Bozova Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/198 Esas ve 2003/285 Karar sayılı dosyasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesinde düzenlenen miktar sınırlamaları kapsamında değerlendirilmesi, yine az yukarıda anılan dosya da gözetilerek, "... oğlu ..." adına belgesizden taşınmaz tespit ve tescil edilip edilmediğinin ilgili Tapu ve Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, varsa "... oğlu ..." ile davacının aynı kişiler olup olmadığının araştırması ve miktar sınırlaması bakımından göz önüne alınması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Kabule göre de; davacı adına tescil isteğinin reddine karar verilen nizalı taşınmaz bölümleri bakımından, davalı ... vekilinin TMK'nun 713/6. maddesi uyarınca ... adına tapuya tesciline ilişkin isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz olmuştur. Davalı ... temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog