8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2017/15688 E. , 2018/6816 K.
"İçtihat Metni"
İftira, görevi kötüye kullanma,resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerini kullanmak suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.11.2016 tarihli ve 2016/73393 soruşturma, 2016/48327 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.12.2016 tarihli ve 2016/5331 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; şüphelinin müşteki ... ...’ın kimlik bilgilerini vermek suretiyle, Yenibosna Çok Programlı Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapan diğer müştekiler ... ... ... ile ... ..’un PDY olarak nitelendirilen yapıya mensup oldukları yönünde MEB iletişim merkezi 147 no.lu hattı arayarak asılsız ihbarda bulunduğu iddiasından ibaret somut olayda, ihbar hatlarının yetkili mercilere yapılmış başvuru sayılamayacağından bahisle suçun yasal unsurları bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunda salt cezai soruşturma ve kovuşturma başlatılması şartı aranmadığı, maddede yeralan “..idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden..” şeklindeki düzenlemeye nazaran, müştekilerin görevleri itibariyle Milli Eğitim Bakanlığının idari yaptırım uygulamaya yetkili mercii olduğu cihetle, somut olayda iftira suçunun oluşabileceği, yapılan ihbar üzerine öğretmen olan müştekiler ... ... ... ile ... ...asoy hakkında idari nitelikte inceleme başlatılıp başlatılmadığı ve sonucu araştırılmaksızın; dosyada mevcut bakanlık cevap yazısında ihbarda bulunan kişinin müşteki ... .... tarafından kullanılan telefon hattından aradığının belirtilmesine karşın, telefon görüşme kayıtlarında ihbarın yapıldığı belirtilen saatte adı geçen müştekinin Meb 147 hattını arama kaydının bulunmadığının tespiti nazara alındığında, ihbarda bulunan şahsın kimliğinin tespiti amacıyla dosyadaki mevcut ihbar ses kaydının incelenmesi ile gsm görüşme kayıtlarının getirtilerek incelemesi yapılmaksızın eksik inceleme ile verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.04.2017 gün ve 2564 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.05.2017 gün ve KYB/2017-29268 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müştekiler ... ... ve .... ... ..., şüpheli ...'ın kendilerini Milli Eğitim Bakanlığının ihbar hattı olan 147 hattına FETÖ örgütü üyesi olduklarından bahisle ihbarda bulunduğunu, müşteki ... .... da şüphelinin bu ihbarı yaparken arayan kişi olarak kendi ismini vererek ihbarı yaptığından bahisle şüpheli hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulundukları, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2016 tarih 2016/73393 soruşturma 2016/48327 karar sayılı kararı ile şüpheli ... hakkında Görevi Kötüye Kullanma, İftira, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan, Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerini Kullanma suçlarından dolayı; söz konusu ihbar hatlarının soruşturmaya yetkili mercilere yapılmış başvuru sayılmayacak olması, belirtildiği üzere ihbarı yapan telefon numarasının şüpheliye ait olmaması karşısında şüpheliye atılı suçların tamamının yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza Muhakemeleri Kanununda; “Madde 160 - (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi,
Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 - (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik fıkra: 18.06.2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik fıkra: 25.05.2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz." şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için sadece cezai soruşturma ve kovuşturma başlatılması şartı aranmadığı, idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için de bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etme eyleminin iftira suçunu oluşturabileceği, müşteki hakkında idari yönden inceleme başlatılıp başlatılmadığı araştırılmadığı ayrıca ; şikayete konu ihbarı yapan telefon numarası,bu numaranın kim tarafından kullanıldığı ilgili GSM şirketlerinden araştırılıp, MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nün 09.09.2016 tarihli yazısı ekinde gönderilen CD 'de yer alan ihbara ilişkin çağrı kaydındaki sesin şüpheli veya müşteki ... ... ait olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre delillerin değerlendirilmesi gerekirken eksik soruşturma ile verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 30.12.2016 gün, 2016/5331 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 12.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.