8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/4070 E. , 2013/7420 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 06.12.2011 gün ve 1261/1495 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili, davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı ile vekil edeninin ... 1. Aile Mahkemesi'nin 2004/30 Esas sayılı dava dosyası ile boşandıklarını, evlilik birliği içerisinde edinilen 6742 ada 10 nolu parseldeki 1 nolu bağımsız bölüm, 106 ada 52 parseldeki villa,... plakalı aracın davalı adına tapuda ve trafikte kayıtlı bulunduğunu, edinilen mallara çalışmaları karşılığında elde ettiği parayla vekil edeninin katkı yaptığını, aracın 100.000,000 TL'ye peşin alındığını, geri kalan miktarın ise iki bölüm halinde iki adet çekle ödeme yapıldığını, 6742 ada 10 nolu parselde bulunan evin ...'tan alınan 20.000.000,000 TL kredinin eve harcandığını, 60 ay vadeli olduğunu, 60 ay boyunca kredi borcunun ödendiğini, ayrıca 14.500,000,000 TL yi de hesabından çekerek eve katkı yaptığını, bankada çekilen kredinin bir kısmının ödenmesinden sonra kalan 13.589.000,000 TL kredi borcunu da ödeyerek kredi hesabını kapattığını, bunu davalının bankadaki hesabına yatırdığını, 52 nolu parselin tapuda arsa olarak görüldüğünü ancak üzerinde villa tipi yayla evi bulunduğunu, 400000,000 ödenmek suretiyle arsanın... isimli şahıstan alındığını, daha sonra üzerine villa yapıldığını, yapım bedelinin de kendisi tarafından karşılandığını, 1854 ada 10 parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölümün ... isimli şahıstan inşaat halinde iken 1500000,000 bedelle alındığını ve iki çek vererek borcu kapattığını, adlarına ½ şer paylı olarak vekil edeni ile davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ilk iki taşınmaz ve araç için 5.500,00 TL nin katkı karşılığı tazminat alacağının tahsilini istemiş, 15.11.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle ve harcını da yatırmak suretiyle istek miktarını 149.556,78 TL ye yükseltmiş, 5500,00 TL için dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren, faiz yürütülmesine 1854 ada 10 sayılı parselde bulunan 6 nolu bağımsız bölümün ise davalı adına bulunan ½ payının TMK.nun 248/2. maddesi gereğince üstün yararı nedeniyle bedeli karşılığında vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Yine davacı ... tarafından açılan ve birleştirilen 2008/562 Esas sayılı dava dosyasında ise, ..., ... ve ... isimli kişileri davalı göstererek 6742 ada 10 parselde bulunan 1 nolu bağımsız bölümün davalı eşi ... tarafından muvazaalı bir biçimde önce davalı ...’e 16.06.2004, daha sonra Güler tarafından 30.06.2005 tarihinde diğer davalı ...’a tapuda satıp devrettiğini, bu satışların muvazaalı olduğunu açıklayarak satışların iptali ile taşınmazın eski hale dönüştürülmesine yani davalı eşi ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ise, boşanma davasıyla birlikte ... 1. Aile Mahkemesi'nin 2004/30 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dilekçeyle, boşanmalarına ve aynı zamanda 1854 ada 10 parseldeki 6 nolu bağımsız bölümde ½ pay sahibi davalı ...’a ait payın üstün yararı nedeniyle bedeli karşılığında pay bakımından tapu kaydının iptali ve adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... ... tarafından açılan davanın yerinde olmadığını, uzun süre özel dersler verdiğini, herkesin yatırımını kendisi adına yaptığını, mallarının ayrı olduğunu, elde ettiği gelirlerle üzerinde kayıtlı bulunan taşınmazları aldığını, eşinin de adına kayıtlı taşınmazların bulunduğunu, kendi gelirleri ile aldığını belirterek isteklerin reddine karar verilmesini savunmuştur. Davacı ... davalı ...’nin açtığı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 06.12.2001 tarihli kararında; “.. asıl dosya ile birleşen ... 6. Aile Mahkemesi'nin 2008/562 esas ve 2010/240 karar sayılı dava dosyasında istek konusu yapılan davacının tüm davalılar hakkında açmış olduğu davanın reddine, davacı ...’ın 5500,00 TL katkı payı alacağı davasının kabulü ile davalı ...’den tahsiline, fazlaya ve faize ilişkin isteklerin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı ... ve davalı ... vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, Mülga 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacağı, bankadan çekilen ve 01.01.2002-18.03.2003 tarihleri arasında edinilmiş mallardan ödenen kredi taksitleri nedeniyle istenen katılma alacağı ve TBK.nun 19. maddesi gereğince genel muvaazaya dayanarak açılan tapu iptali ve tescil davası isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine ve muvaazaya dayalı tapu iptali ve tescili davasının da esastan inceleyerek reddine karar verilmesi yönündeki gerekçeye katılma olanağı bulunmamaktadır. Taraflar, 04.05.1984 tarihinde evlenmiş, 07.06.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması ve 02.03.2006 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır. Eşler arasında evlendikleri 04.05.1984 tarihinde 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar Mülga 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, eşler başka bir mal rejimini ileri sürmediklerinden 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 07.06.2004 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK.m.202, 4722 S.K. m.10). Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı 07.06.2004 tarihinde sona ermiştir. Davacı ... vekilinin 6742 ada 10 sayılı parseldeki 1 nolu daire ile ilgili temyiz itirazları bakımından yapılan incelemede söz konusu bağımsız bölümün 19.09.2000 tarihinde davalı eş ... adına alındığı ve 16.06.2004 tarihinde ...’a, ... tarafından da 30.06.2005 tarihinde diğer davalı ...’a tapuda satış yapılarak devr edildiği belirlenmiştir. Davacı, yapılan bu satışları muvazaalı olduğunu açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesinin kapsamı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile iddia birlikte değerlendirildiğinde davanın mal rejimi ile bir ilgisinin bulunmadığı 6098 sayılı TBK.nun 19. maddesinde yer alan genel muvazaaya dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkin bulunduğu belirlenmiştir. Davacı, davalı eşi ... tarafından yapılan satışa konu taşınmaza ait tapu kaydının muvazaa nedeniyle iptali ve davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi durumunda mal rejiminden kaynaklanan alacaklara ilişkin kesinleşmiş kararın infazı durumunda alacağın kolayca tahsilini sağlamak bakımından muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmasında hukuki yararı bulunmaktadır. Bu tür davalar sadece alacağın tahsilini kolaylaştırma bakımından önem taşımaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 26.09.2012 tarih ve 2012/8-192 Esas , 2012/629 Karar sayılı kararı ile mal rejimi davalarının muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davalarının sonucunun beklenmesine gerek olup olmadığı hususu Genel Kurulda ön sorun olarak tartışılmış ve mal rejimi davalarının muvazaa nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Bu tür davalar TBK. nun genel hükümlerine göre görülmesi gerektiğinden genel mahkemeler yetkili olup aile mahkemeleri tarafından bakılması mümkün değildir. Bu nedenle 6742 ada 10 sayılı parselde bulunan 1 nolu bağımsız bölüm ile ilgili dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek ve görev yönü göz ardı edilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Davacı ... vekilinin ıslahla arttırılan ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilen katkı payı alacağı miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı ... vekili yukarıda da açıklandığı üzere davalı adına bulunan araç ve taşınmazlardan kaynaklanan 5.500,00 TL’ye ilişkin istek miktarını ıslah dilekçesi ile toplam 149.556,00 TL’ye yükseltmiş ancak yerel mahkemece ıslah ile arttırılan miktarın bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra arttırıldığı görüşü ile bu isteğin reddine karar verilmiştir. Hüküm fıkrasında zamanaşımına ilişkin gerekçe yer almamakla birlikte kararın gerekçesinde zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği açıkça anlaşılmaktadır. Dairenin öteden beri uygulaması edinilmiş mallara katılma alacağı bakımından Mahkemenin görüşü doğrultusunda idi. TMK.nun 178. maddesine göre, evliliğin boşanma sebebi ile sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Daire bu hükme dayanarak yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimine konu alacaklar bakımından bir yıllık zamanaşımı süresini uygulamakta idi. Ne var ki Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararı ile edinilmiş mallardan kaynaklanan katılma alacağı konusunda 10 yıllık zamanaşımının uygulanacağına karar verildi. Bu durum karşısında TMK.nun 5. maddesi yolu ile 6098 sayılı TBK.nun 146. maddesin de öngörülen 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Zamanaşımı başlangıcı konusunda doktrindeki ağırlıklı görüş, mal rejiminin sona erdiği ve boşanma davasının açıldığı tarih olarak kabul görmektedir. Ancak, 6098 sayılı Kanunun 153/1-3. bendine göre, “ Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için “ zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur”. Şu halde, mal rejiminin sona erdiği ve boşanma davasının açıldığı tarih doktrine göre zamanaşımının başlangıç tarihi olarak kabul edilse dahi az önce açıklanan TBK.nun 153/1-3. bendi uyarınca alacaklar konusunda eşler arasında zamanaşımının işlemeyeceği, işlemeye başlamış ise duracağı, hükmü gereğince boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren zamanaşımının duracağı ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam edeceği, ancak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı hususu gözetildiğinde, kural olarak 10 yıllık zamanaşımının boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başladığının kabulü uygun olacaktır. Somut olayda, 6742 ada 10 sayılı parselde bulunan 1 nolu bağımsız bölüm için ...'tan çekilen kredinin bir kısmı 01.01.2002- 18.03.2002 tarihleri arasında edinilmiş maldan karşılandığından bu süre içinde ödenen paradan doğan katılma alacağı az önce açıklandığı üzere 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bundan ayrı, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önce edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacağı zaten öteden beri 743 sayılı TKM.nin 5. maddesi yoluyla BK.nun 125.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. Bu tür alacaklar hakkında yine 10 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. İstek konusu yapılan 6742 ada 10 sayılı parseldeki 1 nolu bağımsız bölüm 19.09.2000, 106 ada 52 sayılı parseldeki arsa 18.08.1999 (üzerindeki villa 1997 yılında tamamlanmıştır).... plakalı araç ise 15.02.2000 tarihinde alınmışlar ve davalı ... adına tapuda ve trafikte kayıtlı bulunmaktadırlar. Görüldüğü gibi bu malların hepsi mal ayrılığı rejimin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önce edinildiklerinden bunlara ilişkin katkı payı alacağı istekleri hakkında da 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Her ne kadar 1854 ada 10 sayılı parselde bulunan ve taraflar adına ½ ‘şer paylı tapuda kayıtlı olan 6 nolu bağımsız bölüm hakkında dava açılmış ise de Mahkemenin ilk kararından sonra hükmün temyiz edilmesi üzerine Yüksek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından Mahkemece verilen ret kararı onanıp kesinleştiğinden değerlendirme konusu yapılmamıştır. Saptanan bu somut olgular karşısında davacı ... vekilinin katkı payı alacağına ve katılma alacağına konu yapılan mallara ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan tarafların iddia ve savunması doğrultusunda deliller toplanarak katkı ve katılma alacağı konusunda bir hüküm kurulması 6742 ada 10 sayılı parselde yer alan 1 nolu parsel yönünden genel muvazaaya dayalı olarak açılan dava bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır. Taraf vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 124,55 TL peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davacı ... ve davalı ...'a ayrı ayrı iadesine 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.