Esas No
E. 2012/11893
Karar No
K. 2013/7825
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Aile Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2012/11893 E.  ,  2013/7825 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı

... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair ... 3. Aile Mahkemesi'nden verilen 10.05.2012 gün ve 141/678 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı ... vekili dava dilekçesinde, tarafların 1986 yılında evlendiklerini, vekil edeninin SSK emeklisi, davalının ise ev hanımı olduğunu, vekil edenine ait ...Tekstil ve ... San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, şirketin zor duruma düştüğünü, tasfiye halinde bulunduğunu, evi satıp borcu kapatmak istediğini ancak, davalı eşin buna rıza göstermediğini, bu nedenle eşler arasındaki mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine, 400 ada 5 parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölümün tespit edilecek değeri üzerinden (tasfiye zamanındaki) vekil edenine isabet eden ½ katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı 26.04.2012 tarihli yargılama oturumunda, çocukları ile birlikte dava konusu evde oturduğunu, davacı eşinin birçok borcunun bulunduğunu, çoğunu kendisinin ödemek zorunda kaldığını, halende ödediğini, borçlu olan eşin kendisi olmadığını, davacının borçlu olduğunu, ayrıca sözü edilen şirketle ilgili herhangi bir bağınında söz konusu olamayacağını, ortak yada yetkili temsilci sıfatını da taşımadığını belirterek her iki isteğin reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, “…taraflar arasında boşanmanın gerçekleşmediğini, bu nedenle bu aşamada katılma alacağından bahsedilemeyeceğini, TMK'nun 206. maddesi uyarınca ancak, haklı bir sebebin varlığı halinde taraflardan birinin istemi üzerine mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesine karar verilebileceğini, haklı sebeplerin anılan maddenin 1, 2, 3, 4 ve 5. bentlerinde sayıldığını, bunların sınırlayıcı olmadığını, durumun özelliğine göre kanunda 5 bent halinde yazılı haklı sebeplerden birinin veya başkaca haklı sebebin varlığının ispat edilmesi gerektiğini, davacı vekilinin sunduğu dava dilekçesinin ekindeki borç belgeleri gözetildiğinde bu borçların davalı ...’ye ait olmadığını, davacının ortağı ve yetkilisi olduğu tasfiye halindeki şirketle ilgisi bulunmadığını, ticaret sicil kayıtlarından da davalı ...’nin şirketle bir ilgisinin bulunmadığının belirlendiğini, dolayısıyla davacı ...’nin borçlu olduğundan ve borca batık bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, tam tersine borçlu olan şahsın davalı kadın olmayıp davacı olduğunu, TMK'nun 206. maddesindeki haklı sebeplerin varlığının ispatlanamadığını…” gerekçe göstermek suretiyle her iki isteğin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TMK'nun 206. maddesi gereğince haklı sebeplerin varlığı halinde mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesi ve edinilmiş mallara katılma rejimi süresince edinilen mallardan kaynaklanan, TMK'nun 202, 218, 229, 231, 232, 235 ve 236. maddelerince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Yerel Mahkemece, TMK'nun 206. maddesi kapsamında yaptığı araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgi ve belgeler ile ticaret sicil gazetesi, şirkete ait belgeler ve tüm dosya kapsamı ile TMK'nun 206. maddesindeki haklı sebeplerin somut olayda gerçekleşmediği, Mahkemece gösterilen gerekçenin usul ve kanuna uygun bulunduğu gözetilerek davacı vekilinin TMK'nun 206. maddesi gereğince, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesi isteğine yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddiyle hükmün bu kısmının ONANMASINA, Davacı vekilinin katılma alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar 13.10.1986 tarihinde evlenmiş olup, 29.03.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması ve Uyap üzerinden alınan nüfus aile kayıt tablosuna göre, 15.11.2012 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Kural olarak, boşanma kararı kesinleşmedikçe mal rejiminin tasfiyesi gerçekleştirilemez. Ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra tasfiye gündeme gelir. Ne var ki, usul ekonomisi gözetilerek henüz mal rejimi davası derdest iken açılan ve devam eden boşanma davasının bulunması halinde mal rejimi davasının boşanma davasının sonucunun beklenmesi bakımından bekletici mesele yapılması öteden beri Dairenin uyguladığı bir ilkedir. Direnme kararı üzerine Hukuk Genel Kurulu'na intikal eden bir dava nedeniyle, Hukuk Genel Kurulu'nca 27.06.2012 tarih ve 2012/8-268 Esas, 2012/420 sayılı karar ile mal rejimi davasında, boşanma davasının sonucunun beklenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Eldeki mal rejimi davası 04.08.2011 tarihinde açılmış, boşanma davası ise bu tarihten önce 29.03.2011 tarihinde açılmıştır. O halde, kural olarak boşanma davasının sonucunun beklenmesi ve eldeki davanın bekletici mesele yapılması gerekirken mal rejimi davasının görülebilirlik ön koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle katılma alacağı isteğine ilişkin davanın reddine karar verilmesi belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararıyla Daire uygulamasına ve usul ekonomisi ilkesine aykırı düşmektedir. Ne var ki, UYAP üzerinden alınan aile nüfus kayıt tablosuna göre boşanma davasının sonuçlandığı, 15.11.2012 tarihinde kesinleştiği ve nüfus kaydına işlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle artık bekletici meseleden söz edilemez. İddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanmasıyla istek konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Bu aşamadan sonra yeni bir dava açılmasına sebebiyet verilmesinde tarafların hukuki yararları bulunmaktadır. Kamu düzeni ile yakından ilgili görülen mal rejiminin biran evvel tasfiyelerinin yapılması ve sonuçlandırılması esas amaç olmalıdır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca yalnızca katılma alacağı davasıyla ilgili olarak BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Aile Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.3 K1086 md.428
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog