8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/11035 E. , 2013/4382 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Aidiyetin tespiti, tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki aidiyetin tespiti tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.07.2011 gün ve 602/348 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, 5874 sayılı parsel üzerinde vekil edeninin 2. katını inşa ederek bu yerde ikamet ettiğini, taşınmazın alt katının ise davalı ile davacının oğlu ... arasındaki alacak ilişkisi nedeniyle davalı tarafından teminat olarak devir alındığını, devrin ... ve ...’ın talimatı üzerine gerçekleştiğini, davacının oğlu ...’in borçları nedeniyle ... İlçesini terk ettiğini, davalı tarafta bu taşınmaza yerleşerek oturmaya başladığını, vekil edeninin davalı tarafından rahatsız edildiğini, davalı ile davacının oğlu ... arasındaki alacağın davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını, buna karşın davalı tarafından davacının evden taşınmaya zorlandığını, Savcılığa şikayet edildiğini, soruşturma konusu yapıldığını, davalı adına kayıtlı görünen ancak, gerçekten davacı vekil edeni tarafından inşa edilen ...Mevkii 5874 sayılı parselde bulunan binanın 2. katının tapusunun iptali ile davacıya aidiyetinin tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu parselde ...’ın hiçbir zaman malik olmadığını, taşınmazın öncesinin ...’e ait olduğunu bu halde iken kendilerinin evin 2. katını yaparak ikamet etmeye başladıklarını, davacı tarafın bu yöndeki iddiasının yersiz dayanaksız olduğunu, taşınmazın ilk malikinin ... olup, ...’ye sattığını, ...’den de vekil edeni tarafından edinildiğini, vekil edeninin iyi niyetli 5. kişi olduğunu, 3 yıldan beri söz konusu taşınmazda ikamet ettiğini, TMK.nun 684. ve 686. maddeleri dayanak gösterilmek suretiyle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “davanın tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde aidiyetinin tespiti davası olduğunu, davacının oturduğu 2. katın kaçak yapıldığını, tapu kaydının bulunmadığını, parsel üzerinde bulunan 4 nolu bağımsız bölümün davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, tapusuz yer olması nedeniyle iptal ve tescile karar verilemeyeceğini, aidiyetinin tespiti isteğinin değerlendirilmesinde davadan önce açılan herhangi bir kamulaştırma veya ortaklığın giderilmesi davası olmadığından hukuki yararının olmadığı kanaatine varıldığını, 4 nolu bağımsız bölüm üzerine yapılan 1 ve 2. kat dava konusu yer olup aidiyetinin tespiti konusunda hukuki yarar yokluğu nedeniyle davacının davasının reddine" karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 5874 nolu parselde bulun binanın ikinci katının tapu kaydının iptal ve tescili, olmadığı takdirde söz konusu ikinci katın davacıya ait olduğunun tespiti isteğine ilişkindir. Mahkemece, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Teknik ve uzman bilirkişi İnşaat Mühendisi ..., Kadastro Kontrol Memuru ... ve Mülk Sahibi ... tarafından düzenlenen 14.03.2011 havale tarihli rapora göre; “5874 nolu parsele ait ek olarak vaziyet planı ve kat mülkiyeti projesinin düzenlendiğini, zemin kat, bir, iki ve üç nolu bağımsız bölümlerin dükkan olarak dört ve beş nolu bağımsız bölümlerin dükkan üzerine yapılan bir ve ikinci katlar olduğunu, zemin kat dört nolu bağımsız bölüm davalı ... tarafından kullanılan mesken olup, binanın dava konusu zemin kat dört nolu bağımsız bölümün üst katına eklerle büyütülerek yani kaçak olarak yapılmış bir ve ikinci katına isabet ettiğini, bunların mesken olarak kullanıldığını, dört nolu bağımsız bölüm ise 1/5 arsa paylı olarak ... adına tam hisse ile tapuda kayıtlı bulunduğunu….” açıklamışlardır. Görüldüğü gibi davacının tapu iptali ve tescil olmazsa aidiyetin kendisine ait olduğunun tespitine ilişkin isteğe konu ikinci katın kaçak kat ve kat mülkiyeti projesinde yer almadığı bu nedenle tapuda kayıtlı görülmediği dosya kapsamı ile sabittir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı ...’ın oturduğu katın kendisi tarafından yapıldığı ve ona ait olduğu dosya içeriği ile sabittir. Bu konuda bir duraksama söz konusu değildir. Davalının oğlu ... ile davalı arasında bulunan uyuşmazlığın doğrudan veya dolaylı olarak davacıyı bağlamadığı açıktır. Her ne kadar, davacının oturduğu kat tapusuz ise de, çıkabilecek bir imar affı yada kamulaştırma veya herhangi bir nedenle oluşacak bir durum karşısında en azından enkaz bedelinin bir biçimde istenmesi ve bu istekte kullanılması için davacının söz konusu oturduğu katın yada meskenin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesi konusunda hukuki yararının bulunmadığı söylenemez. Davacının oturduğu yerin, davalının alacağına karşılık teminat olarak verildiği yada davalı tarafından yapıldığı ve o'na ait olduğu hususunda dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Bu bakımdan ileride doğacak bir takım haklarda kullanılmak üzere davacının söz konusu taşınmazın kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemekte hukuki yararının olduğu hususunda duraksamamak gerekir. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, davacı vekilinin tapu iptali ve tescil davasının reddine yönelik temyiz itirazları taşınmazın tapusuz olması nedeniyle yerinde görülmediğinden reddi ile buna ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
Davacı vekilinin ikinci isteği olan aidiyetin tespitine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak ve davacının hukuki yararı gözetilerek aidiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.