8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/7455 E. , 2013/8014 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 17.05.2012 gün ve 349/472 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde ve birleştirilen dava dilekçesinde; vekil edeni ile davalının boşandıklarını, evlilik birliği içinde edinilen 2297 ada 5 parsel ile ... İlçesinde bulunan parsel numarasını bilmedikleri taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğunu, davacının çalışmalarıyla dava konusu taşınmazların satın alınmasına katkıda bulunduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ... İlçesindeki taşınmazın yarısı olan 5.000 TL'nin ve 2297 ada 5 parselin tapu kaydının iptaliyle ½ payının davacı adına tapuya tescilini veya tescili mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın yarı değeri olan 20.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlike davalıdan tahsilini istemiş, 17.01.2011 tarihinde ıslah harcı yatırarak aynı tarihli ıslah dilekçesiyle de her iki davada 40.000 TL olan dava değerini 35.000 TL artırarak davasını 75.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili; dava ve birleşen davanın dava konusu aynı bulunduğundan derdestlik itirazında bulunmuş, ... İlçesinde vekil edenine ait taşınmaz bulunmadığını, diğer 2297 ada 5 parsel sayılı taşınmaza davacının katkısının bulunmadığını, bu taşınmazın davalının kişisel malı olduğunu, davacının artırdığı 35.000 TL miktarla ilgili davasının zamanaşımına uğradığını belirterek, davacının davasının reddini savunmuştur.
Mahkemece; asıl davanın derdestlik nedeniyle reddine, birleşen dava yönünden ... İlçesindeki taşınmaz hakkında açılan 5.000 TL değerindeki dava hakkında feragat nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu 2297 ada 5 parsel hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 20.000 TL'nin dava tarihi olan 31.01.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan kısım yönünden ıslah yaluyla ileri sürülen talebin zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Hükmün redde ilişkin bölümü, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 21.03.1973 tarihinde evlenmiş, 18.07.2003 tarihinde açılan boşanma davasının mahkemece kabul edilmesinden sonra, 19.12.2005 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mülga 743 sayılı TKM'nin 170.maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar 4722 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dosya arasında bulunan tapu kaydından; dava konusu 2297 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 15.08.1979 tarihinde satın alma yoluyla davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğu, taşınmaz üzerine bina yapıldığı ve binanın 09.10.1990 tarihinde tamamlandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın edinim tarihi itibariyle eşler arasında 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir. Buna göre, eşlerin birbirlerinin mal varlıklarının edinilmesine katkılarının kanıtlanması durumunda, katkı oranında alacak hakkı doğar. TMK'nun 6 ve 222. maddeleri gereğince herkes iddiasını ispat ile yükümlüdür.
Taraflarca getirme ilkesi ve taleplerle bağlı kalınarak, davacının davalı adına kayıtlı mal varlığı değerine yaptığını iddia ettiği katkı payı alacağı uzman hukukçu bilirkişi tarafından belirlenirken, hayatın olağan akışına uygun olarak değerlendirme yapılmıştır. Ancak, Mahkemece; ıslah tarihi itibariyle TMK'nun 178. maddesinde yazılı bulunan bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu görüşünden hareketle artan kısım yönünden ıslah yoluyla ileri sürülen talebin reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı vekili ıslah dilekçesinin tebliğinden sonra süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. TMK'nun 179. maddesi hükmüne göre, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu 01.01.2002 tarihi öncesi eşler arasında aynı Kanunun 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan katkı nedeniyle açılan dava, katkı payı alacağı davasıdır. Belirtilen bu dönemde gerçekleştirilen ödemeye ilişkin uyuşmazlığın, Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir. Katkı payı alacağına ilişkin zamanaşımı konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda bir hüküm mevcut değildir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesindeki “bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir.” hükmündeki (her dava) sözcüklerini “bütün alacaklar” tarzında anlamak gerekir. Zamanaşımının başlangıcı da boşanma kararının kesinleştiği 19.12.2005 günüdür. Türk Medeni Kanunu'nun genel nitelikli hükümler kenar başlığını taşıyan 5. maddesi uyarınca Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.
Ayrıca; HGK'nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 E., 2013/520 K. sayılı kararı ile katılma alacağı davalarının da 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiş bu görüş Dairece de benimsenmiştir. Bu durumda edinilmiş mallara katılma alacağı davalarında da TMK'nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK'nun 146. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir (mülga BK.m.125.) Ancak 10 yıllık zamanaşımının başlaması konusunda duraksama söz konusudur. Ağırlıklı görüş eşler arasında mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma davasının açıldığı tarih başlangıç süresi olarak kabul edilmektedir. Ne var ki 6098 sayılı TBK'nun 153/1-2.bendine göre " Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur ". Kanunun bu açık hükmü gözetildiğinde başlangıç tarihi olan boşanma davasının açıldığı tarihte mal rejimi eşler arasında sona ermiş olsa bile zamanaşımı işlemeyeceğinden (duracağından) ve boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar da bu durma devam edeceğinden ancak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren TBK'nun 146. maddesinde öngörülen zamanaşımı işlemeye başlayacaktır. Yani zamanaşımının başlangıç tarihi saptanan bu olgu karşısında boşanma kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmesi uygun olacaktır.
Dava ve ıslah tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, usul ve kanuna aykırı şekilde ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu görüşünden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün redde ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 300,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.