8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2012/13757 E. , 2013/15668 K.
"İçtihat Metni"......
... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair......verilen 13.05.2008 gün ve 65/191 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacılar vekili 104 ada 3 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmaz içerisinde tespit ve tescil edilen 4000 m²'lik yerin murislerinden intikal ettiklerini, 80 yılı aşkın süreden beri tescil ve tasarrufunda bulunduğu açıklayarak Hazinenin tapu kaydının 4000 m²'lik yer açısından adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili daha önce ........ Kadastro Mahkemesi'nin 01.06.2004 tarih ve 2004/11 Esas 2004/26 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın hükmen Hazine adına tescil edildiğini, ortada kesin hüküm bulunduğu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. 104 ada 3 sayılı parsel 11.06.2003 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında hali arazi niteliğinde 2245,86 m² yüzölçümlü olarak Hazine adına tespit edilmiş, davacıların miras bırakanı...... tarafından 27.01.2004 tarihinde ...... tespite itiraz davasını açtığı belirlenmiştir.
Bu Mahkemede yapılan yargılama sonunda, davacı ... ..... 01.06.2004 tarihli yargılama oturumunda; “davacıdan soruldu: okunan belgelere ve bilirkişi raporuna bir diyeceğim yoktur, ayrıca ben davamdan vazgeçiyorum. Dedi beyanı okundu imzası alındı” açıklamasında bulunmuştur. Davacı ... .....
Kadastro Mahkemesine verdiği dilekçede mevkii ve sınırları açıklanan 104 ada 3 sayılı parsel içerisinde 1000 ve 300'er m²'lik yerler olmak üzere 2 parça yer bakımından tespitin iptali ile adına tapuya kayıt ve tescili isteminde bulunmuştur. .......
01.06.2004 tarihli yargılama oturumundaki ben davamdan vazgeçiyorum şeklindeki beyanı ise, davadan feragat anlamındadır. HUMK’nun 95. maddesi uyarınca feragat ve kabul kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Davacı davadan feragat ettiğine göre, feragatin meydana geldiği tarihten itibaren kesin bir hükmün hukuki sonuçları doğuracağı konusunda duraksamamak gerekir. Kadastro Mahkemesi de feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve Kadastro Mahkemesi'nin 01.06.2004 tarih ve 2004/11 Esas 2004/26 Karar sayılı kararı 19.07.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Her iki davanın konusu tarafları ve hukuki sebebi aynı olup, ..... kesinleşen hükmü eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturmaktadır. Her ne kadar davacılar aynı parsel içerisinde 4000 m²'lik yer bakımından iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlar ise de, az öncede açıklanan ve davacıların murisi ..... kadastro mahkemesine verdiği dava dilekçesinde kendi isteğinin 1000 ve 300 m² olmak üzere toplam 1300 m² ile sınırlandığının kabulü gerekir. Kaldı ki Kadastro Mahkemesine verilen dava dilekçesinde, “davacıların babası .......dışında kalan bakiyesinin Maliye Hazinesine tapulamasına karar verilmesini istemiştir”. Halefiyet kuralı gereğince bu istek aynı zamanda davacıları da bağlar. Mahkemece, kesin hüküm ve halefiyet kuralı ilkesi göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hüküm ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .....