Esas No
E. 2018/776
Karar No
K. 2018/10518
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

18. Ceza Dairesi         2018/776 E.  ,  2018/10518 K.

"İçtihat Metni"KARAR

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan şüpheliler ...ve ... ile görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından şüpheli... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Salihli Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23/08/2017 tarihli ve 2017/2149 soruşturma, 2017/1383 esas, 2017/1288 sayılı iddianamenin iadesine dair Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/09/2017 tarihli ve 2017/321 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve 2017/1013 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre; şüpheliler haklarında düzenlenen iddianamenin, “Görevin gerçekleştirilmesinden sonra gerçekleştirilen cebir ve tehdit fiillerinin TCK 265. maddesinde yazılı suçu oluşturmayacağı, fiilin niteliğine göre TCK'nın 86 ve 106. maddelerinde yazılı suçları oluşturabileceği, tehdit suçunun da 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın 253. maddesi kapsamında uzlaşmaya tabi olduğu, şüpheliler hakkında uzlaşma kurumu uygulandığında dava açılmaması ihtimali bulunduğu, uzlaşma yapılmadan iddianamenin düzenlenmiş olması'' gerekçeleriyle iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, yine söz konusu Kanun'un 170/2.maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa;

Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Denilmektedir. I- Hukuksal Değerlendirme: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 1’nci maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet başsavcılıkları temsil etmektedir.

Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de CMK'nın 160 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı,

CMK'nın 170/2. maddesine göre “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa;

Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin İddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.

CMK'nın tanımlar başlıklı 2. maddesinden; soruşturma aşamasının, Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, kovuşturma aşamasının ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsadığı anlaşılmaktadır. O halde iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesinden mahkemece iddianamenin kabulüne kadar geçen süre de soruşturma aşaması içerisinde kabul edilmelidir.

CMK'nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi müessesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.

CMK'nın 174/2. maddesinde ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilemektedir. Ceza muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet savcısı gösterecek ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü,

CMK’nın 225/1. maddesine göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin,

Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği CMK’nın 174/2. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; hakimin,

Cumhuriyet savcısının düzenleyip sunduğu iddianameyi, suçun tehdit suçununu oluşturabileceği ve bu suçun da uzlaşma kapsamında olduğundan bahisle iade etmesi, iade üzerine yapılan itirazın, itirazı incelemekle görevli ve yetkili Salihli Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi, Kanuna aykırı görülüp, tebliğnamedeki talep yerinde görülmüştür. II- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1.Salihli Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/10/2017 tarihli ve 2017/1013 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2.Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 02/07/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog