Esas No
E. 2016/13052
Karar No
K. 2018/8222
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

19. Ceza Dairesi         2016/13052 E.  ,  2018/8222 K.

"İçtihat Metni"

...’nin 02/10/2015 tarihli nüshasında yayımlanan “Dava bitmeden zorla tahliye” başlıklı yazı nedeniyle ilgilisi ... vekili Avukat ....’ın tekzip metninin yayımlanması talebinin reddine dair İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/12/2015 tarihli ve 2015/4824 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 04/01/2016 tarihli ve 2015/4454 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 25/08/2016 gün ve 5593 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/09/2016 gün ve KYB. 2016/ 353779 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede;

İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğince, tekzip talebine ilişkin ihtarnamenin sorumlu yazı işleri müdürüne tebliği gerekirken, doğrudan şirket çalışanına 04/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve sorumlu yazı işleri müdürünün tebliğ anında işyerinde bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadığı, bulunamamış ise nedeni belirtilmediği gerekçe gösterilerek, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14. maddesine aykırı talebin usulden reddine karar verilmiş ise de,

1.Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 10/03/2016 tarihli ve 2015/10679 esas, 2016/8087 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, düzeltme ve cevap metninin yayınlanmak üzere ilgili gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü adına çıkartılan tebligatın işyerinde daimi çalışana tebliğ edilmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, tebliğin geçerli olduğu nazara alındığında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,

2.Anayasa’nın 28 ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddelerinde ifadesini bulan basının haber verme hakkının, gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ve ifade arasında düşünsel bağlılık unsurları ile sınırlı olduğu, bu unsurlardan birini taşımayan haberin hukuka uygun olduğundan söz edilmeyeceği,

Keza 5187 sayılı Kanun’un 14. maddesinde yer alan, “Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, cevap ve düzeltme konusu yazıda yer alan ifadelerin kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici zedeler mahiyette olduğu, haberin içeriğinde yer alan iddialara ilişkin herhangi bir kaynak gösterilmediği, herhangi bir belgeye dayandırılmadığı, soyut, nedensellik bağı kurulamayan iddiadan ibaret ve kişilik haklarını ihlal eder nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: I- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin, (1-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede; 5187 sayılı Kanun'un "Düzeltme ve cevap" başlıklı 14. maddesi; "...Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlâl edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür, hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.

Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin kararına karşı acele itiraz yoluna gidilebilir. Yetkili makam üç gün içinde itirazı inceleyerek karar verir. Yetkili makamın kararı kesindir. Düzeltme ve cevabın yayımlanmasına hâkim tarafından karar verilmesi halinde, birinci fıkradaki süreler, sulh ceza hâkiminin kararına itiraz edilmemişse kararın kesinleştiği tarihten, itiraz edilmişse yetkili makamın kararının tebliği tarihinden itibaren başlar..." "Tebligat" başlıklı 29. maddesi; "Süreli yayının yönetim yeri, tebligat işlemleri yönünden, yayın sahibinin ve temsilcisinin, görevi devam ettiği sürece sorumlu müdürün yerleşim yeri sayılır." hükümlerini, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası" başlıklı 17. maddesi; "Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." 7201 sayılı Kanunun “Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası” başlıklı 17. maddesi; “Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır ”, “Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi” başlıklı 20. maddesi; “13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. (Değişik son cümle: 19.3.2003 - 4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır” biçiminde düzenlenmiştir.

25.01.2012 tarihinde 28184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte de anılan Kanunun ilgili maddeleriyle uyumlu düzenlemeler bulunmakta olup, Yönetmeliğin “Meslek ve sanat erbabına tebligat” başlıklı 26. maddesi; “(1) Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir. (2) Muhatabın iş yerinde bulunmaması halinde tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. “Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi” başlıklı 29. maddesi de; “(1) 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. (2) Bu kişilerin beyanlarını imzadan kaçınmaları ve tebliğ evrakını kabul etmemeleri durumunda, tebliğ memuru bu hususu tutanağa yazar, imzalar ve tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim ettiği kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırır” hükümlerini amirdir.

Dairemizce verilen 10.03.2016 tarihli 2015/10679 E-2016/8087 K. sayılı kararımız emsal gösterilmek suretiyle, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü adına çıkartılan tebligatın, işyerinde daimi çalışan işçisine yapılmış olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle tebligatın geçerli olduğu ve bu nedenle tekzip metninin yayınlanması talebini reddeden mahkeme kararına karşı yapılan itirazı reddeden kararın bozulması istenmekle, Yukarıda adı geçen 10.03.2016 tarihli emsal kararımız,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz üzerine, yine Dairemizce oyçokluğuyla alınan 29.12.2016 tarihli, 2016/12143 E. - 2016/24121 K. sayılı kararımızla ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca Dairemizin, 5187 sayılı sayılı Kanun'da belirtilen bildirim usulüne ilişkin oyçokluğu ile verilen kararları hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2018 tarihli, 2016/19-1119 E. 2018/105 K. Sayılı kararında özetle; "...5187 sayılı Kanunun "Tebligat” başlıklı 29. maddesindeki “Süreli yayının yönetim yeri, tebligat işlemleri yönünden, yayın sahibinin ve temsilcisinin, görevi devam ettiği sürece sorumlu müdürün yerleşim yeri sayılır” şeklindeki düzenleme uyarınca düzeltme ve cevap yazısına ilişkin tebligatın, ilgili gazetenin künyesinde belirtilen adreste tebliğ edilmek üzere gönderilmesi gerekmektedir.

Sorumlu müdüre yüklenen yükümlülük ve cezai sorumluluk gereği düzeltme ve cevap yazısının sorumlu müdüre tebliğ edilmesi gerektiği açıktır. Bununla birlikte, 5187 sayılı Kanunda tebligatın bizzat sorumlu müdüre yapılması gerektiğine, kendisine ulaşılamadığı takdirde başka bir kişiye tebligat yapılamayacağına dair bir hüküm bulunmamakta olup öğretide de tebliğ evrakının sorumlu müdür adına olacak şekilde hazırlanması yeterli görülmektedir. (Kayıhan İçel, s.

221.Dolayısıyla tebligatın sorumlu müdüre yapılması kural olmakla birlikte, muhataba ulaşılamadığı hallerde 7201 sayılı Tebligat Kanununda belirtilen kişilere de tebligat yapılabileceği kabul edilmelidir.

Öte yandan, tebligatın tüzel kişi yerine gerçek kişi olan sorumlu müdür muhatap alınarak düzenleneceği, sorumlu müdürün görevinin niteliği gereği “belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra eden kişi” konumunda bulunduğu ve aynı Kanunun 29. maddesinde belirtilen adresin aynı zamanda sorumlu müdürün iş yeri adresi olduğu da dikkate alındığında, sorumlu müdüre 7201 sayılı Kanunun 17 ve 20. maddelerine uygun olarak tebligat yapılması gerektiği sonucuna varılmalıdır. 7201 sayılı Kanun ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin anılan hükümleri dikkate alındığında, muhatabın iş yerinde meslek ya da sanat icra eden bir kişi olması durumunda da, diğer tebligat usullerinde olduğu gibi, tebligatın öncelikle bizzat muhataba yapılmaya çalışılması gerekmektedir. Muhatap aranmadan tebligatın doğrudan doğruya memur veya müstahdeme yapılması usule aykırı olacaktır. Muhatabın tebliğ saatlerinde iş yerinde geçici olarak bulunmaması nedeniyle kendisine ulaşılamadığı durumlarda ise; muhatabın aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine tebligat yapılmalıdır.

Muhatap yerine daimi memur ya da müstahdemlerinden birine tebligat yapılması durumunda ise; 7201 sayılı Kanunun 20 ve Yönetmeliğin 29. maddelerindeki açık düzenlemeler karşısında, tebligatın muhatap yerine bu kişilere yapılmasının nedeni ve tebligat yapılan kimsenin kimliği tebliğ mazbatasında belirtilmelidir. (Ejder Yılmaz – Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Değiştirilmiş Dördüncü Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2005, s. 471, 488, 490) Dolayısıyla muhatabın tebliğ saatinde iş yerinde geçici olarak bulunmadığına ve bu nedenle muhatap yerine sürekli çalışan memur ya da müstahdemine tebligat yapıldığına ilişkin tebligat mazbatasında açıklamada bulunulmaması durumunda da tebligatın usulüne aykırı olduğu kabul edilmelidir..." şeklinde sorumlu müdüre yapılacak tebligat işleminin taşıması gereken temel esaslar belirtilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, düzeltme ve cevap metninin yayımlanmasına dair başvuran tarafından noter kanalıyla gönderilen ihtarnamenin ilgili gazetenin sorumlu yazı işleri müdürlüğüne tebliğe çıkartıldığı, ancak tebligatın 04.12.2015 tarihinde aynı adreste muhatabın daimi çalışanı Yunus Altun'a tebliğ edildiği, dolayısıyla 5187 sayılı Kanun'un 14, 18 ve 29. Maddeleriyle 7201 sayılı Kanun'un ve Tebligat Yönetmeliği'nin ilgili maddelerinde yazılı usule uygun şekilde, muhatabın nerede olduğu, geçici veya daimi olarak gelip gelmeyeceği, muhatap adına çıkan evrakı alanın muhatabın mı yoksa gazetenin mi daimi çalışanı olduğu hususlarında bir açıklık olmadığından tebligatın usulsüz olarak yapıldığı anlaşılmıştır. II- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin, (2-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede ise;

Düzeltme ve cevap metni yayımlanması talebinin; kararı veren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından sadece usul yönünden incelenmek suretiyle tebligatın usulsüz olarak yağıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, itirazı inceleyen merciinin de bu hususta bir hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle yukarıda yazılı gerekçeye ve usulüne uygun olarak itirazı reddettiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği her iki sebep yönünden de yerinde görülmediğinden REDDİNE, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.