Esas No
E. 2018/1665
Karar No
K. 2018/12070
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

18. Ceza Dairesi         2018/1665 E.  ,  2018/12070 K.

"İçtihat Metni"

KARAR

Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/11/2016 tarihli ve 2016/8892 soruşturma, 2016/4251 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin Söke Sulh Ceza Hâkîmliğinin 06/01/2017 tarihli ve 2017/49 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Bu kapsamda, müşteki tarafından ayrıca 02/11/2016 tarihinde gerçekleştirildiği iddia olunan olaya ilişkin hiç bir araştırma ve inceleme yapılmadan, varsa kamera görüntüleri ile tanık ifadeleri tespit edilmeden eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği dikkate alındığında, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. I- Olay: Müşteki ....’in Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’na 31/07/2013 tarihinde yaptığı şikayet üzerine, SS Özkent Yapı Kooperatifi yöneticileri hakkında 1163 sayılı kanuna muhalefet suçundan yürütülen soruşturma ile başlayan taraflar arasında bir nizanın olduğu, bu kapsamda Kooperatif’e ait olduğu iddia edilen artezyen kuyusunun suyunun kullanımı ile alakalı şüpheli ve müşteki arasında anlaşmazlığın devam edegeldiği, şüphelinin su kullanımına ilişkin bedeli müştekinin ödemediği iddiası ile müştekiye ait su hattındaki su akışının durdurtması üzerine müştekinin bu olayı da ayrıca şikayet konusu yaptığı, bu kapsamda Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 07/11/2016 tarihinde şüpheliye isnat edilen eylemin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, bu karara müşteki tarafından itiraz edilmesi üzerine itirazı incelemekle görevli ve yetkili Söke Sulh Ceza Hakimliğince, 06/01/2017 tarihli vaki itirazın reddine dair karar verildiği, bu karar nedeniyle de müşteki tarafından kanun yararına bozulması talepli dilekçe sunulduğu, Söke Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına bozulması şartlarının oluşmadığı düşünceli fezleke hazırlandığı görülmüştür. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Soruşturma dosyası kapsamında, müştekinin iddialarının yeterince araştırılıp araştırılmadığı, soruşturmanın etkin bir şekilde yapılıp yapılmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın yerinde olup olmadığı sorununa ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 1’nci maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet Savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de CMK'nın 160 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Cumhuriyet Savcısının yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevlerinden bir tanesidir. CMK'nın 170/2. maddesine göre “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenler” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet Savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin İddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır. (..., Kamu Davasının Açılması ve İddianamenin İadesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007, ss.3-7) Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Öte yandan şikayete konu edilen maddi vakıa tipik bir suça vücut vermiyorsa bu durumda da Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığında dair karar verilmesi gerekmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Ceza Adaleti Sisteminde Savcılığın Rolü ile ilgili üye devletlere sunduğu 2000/19 sayılı tavsiye kararının 27’nci maddesinde de: “Savcılar, tarafsız bir araştırmanın suç isnadının mesnetsiz olduğunu gösterdiği durumlarda, soruşturmayı başlatmamalı ya da devam ettirmemelidir.” Denilmek sureti ile bu ilkeye vurgu yapılmıştır. (Burcu Ertem, Kamu Davasının Açılması ve İddianamenin İadesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2007, s.146) Soruşturmaya konu olayda; tanıklar Mevlüt Yıldırım ve Mehmet Menderes’in 25/09 2016 tarihli beyanları ve şüpheli ...’ın 28/09/2016 tarihli ifadesinde, müştekinin evine giden su hattındaki su akışının, şüpheli tarafından, müştekinin borçlarını ödememe gerekçesi ile kestirildiğinde ihtilaf yoktur. Bu bakımdan maddi olay açısından soruşturmanın genişletilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığınca da tespit edilen bu maddi eylemin şüpheliye isnat edilen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturmadığı belirtilmiştir. Bu minvalde de işbu karara yapılan itiraz görevli Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmiştir. Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması, bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir. Soruşturma dosyasına konu olay, ceza yargılamasına konu edilecek tipik bir suç oluşturmadığı gerekçesi ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 01/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.