10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/1671 E. , 2013/8577 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava; muris... adına borç kaydedilen alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle yaşlılık aylığı ile 3201 sayılı Kanun kapsamında yaptığı borçlanmayı iptal eden Kurum işleminin iptaline; yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine; kesildiği tarihten itibaren biriken yaşlılık aylıklarının yasal faizle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemidir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucu konu kalmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekilinin ve ... tarafından temyiz etmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi
1.)Öncelikle belirtmek gerekir ki; davanın konusunun kalmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilebilmesi için, uyuşmazlık konusu çekişmenin ortadan kalkması, bir başka anlatımla, her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yaranının kalmamış olması gerekir. Ayrıca, HMK. nın 297'nci (HUMK. 388, 389) maddesine göre; hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri ihtiva eder ve hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yasal çerçevede; yargılama sürecinde davacı tarafa bağlanan ölüm aylığının hangi tarihten başlatıldığı, hangi tarihten itibaren biriken (yaşlılık/ölüm) aylık olduğu; davacı tarafın murisi ... 'in borçlarının mahsubunun yapılıp yapılmadığı; yapılmışsa hangi dönem borçların mahsubunun yapıldığı araştırılıp, uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma kararı gerekleride gözetilerek, dava konusu çekişmenin ortadan kalkıp/kalkmadığı irdelenmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2.)1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 417'nci maddesinde, kanunen belirtilmiş haller dışında yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her birinin kısmen haklı çıkması durumunda ise mahkemece her iki tarafın yargılama gideri ile yükümlü tutulacağı veya bu giderlerin taraflar arasında takdir edilen şekilde bölüştürüleceği, 418'inci maddesinde, davanın esası hakkında yararına hüküm verilmiş olan tarafın davayı isteyerek uzatması veya gereksiz masraf yapması ya da elinde bulunup da karara etkili olan belgeleri anında ve zamanında karşı tarafa bildirmemesi durumlarında yargılama giderlerinin tamamı veya bir bölümüyle mahkûm edilebileceği, 423’üncü maddesinde, vekil ücretinin yargılama giderleri içinde yer aldığı belirtilmiş; 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323’üncü, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326’ncı, “dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 327’nci maddelerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiş olup, 29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, avukatlık ücretinin, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (resen) hükme bağlanacağı açıklanmıştır. Kurum işleminin iptali ve yaşlılık/ölüm aylığı bağlanmasının hüküm altına alınmasına yönelik davalar yönünden, bu tür davaların tarafları ve niteliğinden hareket edilerek, 1086 sayılı Kanunun 418’inci veya 6100 sayılı Kanunun 327’nci maddesinde açıklanan özel sebep ve koşullar var olmadığı sürece yargılama giderlerinin haklılık paylarına göre taraflar arasında paylaştırılması zorunludur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2006 gün ve 2006/1-163 Esas, 2006/76 Karar, 28.05.2008 gün ve 2008/10-370 Esas ve 2008/410 Karar numaralı ilamlarında da aynı yaklaşım ve görüş benimsenmiştir. Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekili ve ...'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.