2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/22251 E. , 2018/9768 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Mahkemece; tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek boşanmalarına ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmişse ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadına kusur olarak yüklenen 2001 yılında davalı erkeğin kardeşlerine "alın delinizi götürün" beyanından sonra tarafların birlikte yaşadıkları ve kadının bu davranışının erkek tarafından affedildiği, bu nedenle kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, yine ortak çocukların eylemlerinin ve kadının aldığı evin borcuna davalı erkeği kefil yapmasının davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Davalı erkeğe mahkemece yüklenen kusurlu davranışlar ise ispatlanmıştır. Bu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek tam kusurludur. Bu hususlar gözetilmeden tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmamıştır.
3.Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı erkek tam kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğu gibi, boşanma sonucu kadın, erkeğin maddi desteğinden yoksun kalacaktır. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. madde koşulları kadın yararına oluşmuştur. O halde, kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.