2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2016/24423 E. , 2018/10520 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından, tamamına yönelik olarak; davacı-karşı davalı kadın tarafından ise, katılma yoluyla nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesi, davacı-karşı davalı kadın vekiline 29.08.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Hükmü temyiz etmemiş olan tarafın, diğer tarafın temyizine cevabında hükme ilişkin itirazlarını bildirmesi mümkün (HUMK m.433/2) ise de, bu yolla temyiz süresi, temyiz dilekçesinin tebliğinden başlayarak on gündür. Bu süreden sonra verilen cevap dilekçesindeki itirazların incelenmesi artık mümkün değildir. Davacı-karşı davalı kadın vekili hükme ilişkin itirazlarını ihtiva eden temyize cevap dilekçesini yasal on günlük süreden sonra 10.10.2016 günü verdiğine göre, davacı-karşı davalı kadının katılma yolu ile temyizi süresinde değildir. Bu sebeple, davacı-karşı davalının katılma yoluyla temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davalı -karşı davacı erkeğin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Davalı-karşı davacı erkek 03.05.2016 tarihinde usulünce harcını yatırarak evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayalı karşı boşanma davası açmış, mahkemece erkeğin karşı davası hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığı gibi karşı dava, ön inceleme aşamasından sonra yapılan tazminat talebi şeklinde değerlendirilerek bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
Hükmün sonuç kısmında her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı ve taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir (HMK m. 297/2). Bu durumda; davalı-karşı davacı erkeğin usulünce açmış olduğu karşı boşanma davası yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve kanuna aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.