Esas No
E. 2015/22800
Karar No
K. 2018/15402
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2015/22800 E.  ,  2018/15402 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R

Davacı 3.kişi vekili; 20.06.2011 tarihli haczin, mülkiyeti müvekkiline ait olup içindeki eşyalarla birlikte müvekkilinin annesine kiraya verilen ev adresinde gerçekleştirildiğini, 3. kişi ile borçlu eşi arasında mal ayrılığı sözleşmesi bulunduğunu,borçlunun yurt dışında olması sebebiyle müvekkilinin annesinin yanında misafir olarak kaldığını öne sürerek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, müvekkilinin borçlunun eski eşi olup boşanmayla hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacaklarının tahsili için takip başlattıklarını, 3. kişi ile borçlu eşinin haciz yapılan evde birlikte yaşadıklarını ve mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, borçlu ile 3. kişi eşi arasında mal ayrılığı sözleşmesi olduğu, 3. kişinin kendine ait bir işinin bulunduğu, haczedilen eşyaların ise alacaklı ile borçlunun boşanmalarından sonraki tarihlerde 3. kişi tarafından satın alındığı, 3.kişinin kendisine ait taşınmazı annesine kiralamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu,haczedilen mallarla borçlu arasında ilişkiyi sağlayacak delil elde edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş;hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; alacaklının borçlunun eski eşi olduğu, borçlu ile davacı 3. kişi arasında ise karı-koca gibi yakın akrabalık bağı bulunduğu, dava konusu haciz, her ne kadar ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmamış ise de; haciz esnasında borçlunun eşi 3. kişinin hazır olduğu, dava konusu hacizden önce borçlunun takip talebinde yer alan adresine gidildiği burdan taşındığının tespit edildiği, bunun üzerine 3. kişinin eldeki dava için avukatına verdiği vekaletnamede yer alan adrese gidildiği ve borçlu ile 3. kişi eşinin burdan da birlikte taşındıklarının tespit edildiği, UYAP sisteminde yer alan adres kayıtlarına göre haciz adresinin borçlunun eski mernis adresi, 3. kişinin ise yurtiçi ikamet adresi olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.

Davacı 3. kişi her ne kadar borçlu ile aralarında mal ayrılığı sözleşmesi olduğunu ve mülkiyeti kendisine ait evi eşyalarla birlikte kendi annesine kiraladığını iddia etmiş ise de,2008 yılında evlenen borçlu ile 3. kişinin borcun doğum tarihinden sonra 22.10.2010 tarihinde mal ayrılığı rejimine geçmeleri, haciz adresi taşınmazın bu tarihten beş gün sonra 3. kişi tarafından satın alınması ve içindeki eşyalarla birlikte 3. kişinin annesine kiraya verilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.

İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı 3.kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı, borcun doğumundan sonra düzenlenmiş,ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ve adi yazılı kira sözleşmesi,yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, 01.03.2011 tarihli faturada borçlunun ismi çizilerek yerine 3. kişinin ismi yazılmıştır. Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan 3. kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog