Esas No
E. 2018/12048
Karar No
K. 2018/15702
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2018/12048 E.  ,  2018/15702 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R

Davacılar vekili, dava konusu ..., ... ve ... parsellerin 1953 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında hayatta olmayan ve taşınmazda fiili tasarrufu olmayan kişiler adına tespit edildiğini, kadastro tespitinin 2003 yılında kesinleştiğini, davacıların zilyetliğinin ise kadastro tespitinden çok öncesine dayandığını,90 yılı geçip kadimden geldiğini, davalıların mirasçılık yoluyla intikal sağladıkları ... oğlu ...’ın 130 yıl kadar önce,bu şahsın mirasçısı ... oğlu ...'in ise 100 yıl kadar önce öldüğünü, davalıların da ... adlı şahsın çocukları olan ... ve ... mirasçısı oldukları iddiasıyla veraset ilamı alıp taşınmazları adlarına intikal ettirdiklerini, ancak davalıların ... mirasçısı olmadıklarını, davalıların dayandıkları tapu kaydındaki hissenin onlara hukuksal dayanak sağlamaktan yoksun olduğunu ve TMK'nin 713. maddesi gereği “ölü kişi “adına tespit yapıldığını, taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin hukuka aykırı yapılması nedeniyle tapu kayıtlarının hükümsüz olduğunu belirterek kadastro tespiti sonucu yolsuz olarak davalılar adına tescil edilmiş hisseler ile bir kısım davalıların ... mirasçısı olarak adlarına intikal ettirdikleri tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ..., ... ve ... vekili; davacılar vekilinin davalıların ... oğlu ... mirasçısı olmadıkları beyanının gerçeği yansıtmadığını, mirasçılıklarının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/294 Karar sayılı ilamı ile belgelendiğini, davacılar için olağanüstü zamanaşımı ile iktisap koşullarının gerçekleşmediğini, zira ... oğlu ...’ın kim olduğu ve mirasçılarının belli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davalılar ... ve ... vekili de davanın reddini savunmuş,diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

Mahkemece dava konusu taşınmazların ... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına tespit gördüğü,bu kişilerin mirasçı bırakmadan ölmeleri durumunda miraslarının TMK’nin 501. maddesi gereği Hazine’ye kalacağı, bu tür yerlerin de TMK’nin 713/2 maddesi gereği zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından ve davacıların zilyetliğinin kesintiye uğradığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu ..., ... ve ... parselin tapu kayıtları incelendiğinde; 20.07.1953 tarihinde yapılan tapulamada “... mirasçıları, ... mirasçıları, ... mirasçıları ve ... mirasçıları adına ¼ er paylı olarak tespitine karar verilmiş,tespite yapılan itiraz sonucu Kadastro Mahkemesi tarafından tespit gibi tesciline karar verilmiş ve tespitin kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile TMK’nin 713/2 maddesindeki ölüm nedenine dayalı kazandırıcı zamanaşımı yoluyla tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece davacıların TMK’nin 713/2 maddesi gereği gerekli şartları taşımadıkları gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki tescile konu taşınmazların kadastro tutanaklarının kesinleştiği 2003 yılından dava tarihine kadar kazanmak için gerekli 20 yılı aşkın süre geçmediğinden davacıların taleplerinin tescil tarihinden sonraki kısım için reddi doğru ise de; dava konusu taşınmazların tapu siciline tescil tarihi olan 2003 yılından önceki döneme ilişkin mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacılar 90 yılı aşkın süredir eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik hukuksal nedenine dayanmışlar, çekişme konusu taşınmazlar da 15.7.1953, 20.7.1953 ve 22.7.1953 tarihlerinde Recep 289 tarihli 295,292 ve 296 numaralı tapuların revizyonu ile yazılı şekilde kadastro yoluyla tespit edilmişlerdir. Kadastro tespiti olan 1953 yılından sonra zilyetliğin hukuki değeri olmayıp davacılar lehine mülkiyet kazanılması sonucunu doğurmaz. Ne var ki davacılar 90 yılı aşkın eklemeli zilyetlik süresini belirterek kadastro tespiti öncesi nedene de dayanmışlardır. Dava 1086 sayılı HUMK’nin yürürlükte olduğu 19.04.2011 tarihinde açıldığına göre davacılara kadastro tespiti öncesi zilyetliklerini kanıtlamak ve delillerini sunmak üzere süre ve imkan verilmesi, bildirmeleri halinde usul hükümlerine göre bu delillerin toplanıp dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde keşif yapılarak iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanılmasına çalışılması,kadastro tutanaklarının ve revizyon gören tapu kayıtlarının bulundukları yerlerden getirtilerek gerek görülürse günümüz Türkçesine çevrilmesi,bundan sonra tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/b-c maddelerinin söz konusu tarihte yürürlükte olduğu gözetilerek, talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile usul ve yasaya aykırı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog