11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/9722 E. , 2013/12168 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
14.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2008/494-2010/559 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/06/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin yarı oranda pay sahibi olarak 10.10.2002 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazanan dava dışı limited şirketi kurduklarını, müşterek imzalı müdür olarak atandıklarını, davalının 04.12.2003 tarihinde paylarını devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, 2002 ve 2003 defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu şirkete vergi cezası kesildiğini, şirketin ödeme imkansızlığı nedeniyle müvekkili tarafından ödeme yapıldığını, davalının payı oranında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 35.448.98 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin payını davacı ile dava dışı eşine tüm hak ve mükellefiyetleriyle devir ettiğini, bir sorumluluğunun olmadığını, davacı ve eşinin kayıtları bilerek devir aldığını, davacının hukuki yollara başvurmadan ödeme yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan toplanan kanıtlar benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların, dava dışı şirkette yarı oranda ortak olduğu dönemde 64.1166.42 TL vergi cezası tahakkuk ettirildiği, davacının bunu kendi hesabından ödediği, yarısından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 32.083.21 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, ödeme imkansızlığı içinde bulunan dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve vergi cezasını kendi hesabından ödeyen davacı ortağın bu cezaya mesnet işlemlerin yapıldığı tarihte ortak bulunan davalıdan payı oranında rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı ile davalının yarı oranda pay sahibi olarak kurdukları dava dışı limited şirketin 03.10.2002 tarihinde tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, tarafların 5 yıl süre ile müştereken şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür tayin edildikleri, davalının 20.11.2003 tarihinde payının büyük bir kısmını davacıya, küçük bir kısmını ise, dava dışı ... 'e bütün hak ve hukuki yükümlülükleriyle ve bütün aktif ve pasifleriyle birlikte devir ettiği, davalının ortak sıfatının kalmadığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davacının davalının ortak sıfatının devam ettiği dönemle ilgili olarak dava dışı limited şirket adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezayı şirketin ödeme imkansızlığı nedeniyle AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca dava dışı idareye ödediği hususu da dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, ortaklık sıfatı sona eren davalının kendi dönemiyle ilgili olarak ortağı bulunduğu şirket adına tahakkuk ettirilen ve davacı diğer ortak tarafından ödenen vergi ve cezadan payı oranında sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Limited şirket ortaklarının asli borcu, tüzel kişiliğe karşı taahhüt ettikleri sermayeyle sınırlı olup, ortak bu borcu yerine getirmekle sorumluluktan kurtulmuş olur. Bu nedenle, ortağın limited şirketin borçlarından dolayı kural olarak sorumluluğu bulunmamaktadır. Anılan kuralın istisnalarından biri, AATUHK'nun 35. maddesinde düzenlenen limited şirketin kamu idaresine karşı ödenmeyen veya ödenmeyeceği anlaşılan borçlarıdır. Ortaklar, bu borçlarından dolayı payları oranında idareye karşı sorumludurlar. Bu sorumluluk, idareye karşı bağımsız bir sorumluluk olup, anılan Kanuna 5766 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle payın devri halinde dahi ortadan kalkmayan bir nitelik kazanmıştır.
Somut olayda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı, asıl vergi ve cezanın borçlusu dava dışı şirketin ortaklığının büyük bir kısmını davacıya, geriye kalan kısmını ise dava dışı kişiye devir etmiştir. Ancak, devir sözleşmesinde açıkça devir tarihine kadar AATUHK'nın 35. maddesi uyarınca doğabilecek olası bir sorumluluk saklı tutulmamış, davalı, ortaklığını tüm hak ve borçlarıyla birlikte davacı ve dava dışı kişiye devir etmiştir. Başka bir anlatımla, devir sözleşmesinde, davalı devir tarihine kadar doğabilecek gerek kamu gerekse özel borçlardan dolayı bir sorumluluk üstlenmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının ortaklığın tüm hak ve borçlarıyla davacı ve dava dışı kişiye devir ettiği, her ne kadar ortaklığını devir ettiği limited şirketin idareye karşı borcundan dolayı idareye karşı sorumluluğu devam etmekteyse de devir sözleşmesi akdettiği davacıya karşı herhangi bir nedenle şirket adına doğmuş borçtan dolayı sorumluluk üstlenmediği, davacının, davacıya rucu hakkı bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.