8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/10807 E. , 2018/17125 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, ...... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan davalı adına kayıtlı taşınmazlar ile ... ili ... ilçesi ...’de 41 parselde bulunan ve davalı tarafından 19.10.2012 tarihinde muvazaalı olarak ...... Efe isimli kişiye devredilen taşınmaz üzerinde, davaya konu taşınmazların dava tarihi itibari ile değerlerinin tespiti ile davacının katkı payına isabet eden miktarın, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, harcını yatırdığı 21.01.2016 tarihli dilekçe ile talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 260.250 TL’ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili, davacının gelir elde etmediğini, katkıda bulunmadığını, taşınmazların davalının babasının katkısı ile edinildiklerini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazlardan ... köyü 2570 parselde bulunan taşınmazın 1/4 hissesinin 23.02.1989 tarihinde davalı adına tescilinin yapıldığı, ... köyünde bulunan diğer 275, 1447, 2111, 2571 ve 2787 parsellerin ise davalının şahsi malı olduğu, bu taşınmazlar yönünden davacının herhangi bir katkı alacağının bulunmadığı, ancak davacının ...... eşyaları ile ... köyü 2570 parselin 1/4 hissesinin alımına katkıda bulunduğu, yine ...... Avcılar 41 parselde bulunan bina için aynı mahallede davacıya ait bir taşınmazın satılarak davacının bu taşınmaza katkı sağladığı gerekçesiyle, davacının katkı oranı 2570 parsel için %50, 41 parseldeki taşınmaz için %45 kabul edilerek, her iki taşınmaz için toplam 260.250,00 TL katkı payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK mad.544, TBK mad.646). Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala, düzenli gelir dışındaki diğer mal varlığı (......, miras, bağış vb.) ile toplu katkıda bulunulduğu iddia edildiğinde; katkıda kullanılan mal varlığı değerinin, tasfiyeye konu malın satın alma tarihindeki bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanarak, bulunan bu katkı oranının, tasfiyeye konu malın dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, davacı eşin katkı payı alacağı miktarı belirlenir. Bu açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, öncelikle katkıda kullanılan mal varlığının (......, miras, bağış vb.) katkı tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem satın alma bedeli hem de dava tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir. Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için, gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır. Somut olaya gelince; eşler, 26.12.1978 tarihinde evlenmiş, 17.02.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Temyize konu edilen, mahkemece kabul kararı verilip tasfiyede dikkate alınan ve eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı adına edinilen mallardan, 2570 parselin 1/4 payı ve Firuzköy’deki 41 parselin 159/11060 payı ile 41 parseldeki binanın, davalı adına edinilmesinde ve binanın yapılmasında davacı kadının, çalışması, ...... eşyaları ve kişisel malı olan dairesinin satışından gelen parayla katkıda bulunulduğu iddia edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 Sayılı TMK mad.179). Davalı vekilinin kabule yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi sonunda; Mahkemece dava konusu taşınmazlaarın bir kısmının davalının şahsi malı olduğu, taşınmazlardan 2570 parselin 1/4 payının davacının ...... eşyaları kullanılarak, 41 parselde bulunan taşınmazın ise davacının daha önce maliki olup satılmasından elde edilen para ile edinildiği kabul edilerek, bu iki taşınmaz yönünden davacı lehine katkı payı alacağı hesaplanmış ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafça 41 parselin alımında davacının maliki olduğu taşınmazın satımından elde edilen paranın kullanıldığı iddia edilmiş, davalı tarafından taşınmazın varlığı kabul edilmekle beraber, satıştan gelen bedelin müşterek çocuğun sağlık harcamasında kullanıldığı savunulmuştur. Bu durumda davacının adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu kabul edilebilir ise de, gerek katkı oranı gerekse 41 parsele yapılan katkı payı alacağının usul ve yasaya uygun hesaplanması için, öncelikle dava konusu 41 parsel ile davacı adına kayıtlı olup satıldığı konusunda ihtilaf olmayan taşınmaza ait edinme ve satışlarına ilişkin tapu kayıtları ve tüm dayanak belgelerin dosyaya kazandırılması, davacıya ait bu taşınmazın satışından elde edilen bedel ile dava konusu 41 parselin edinme değerinin kıyaslanarak, Dairemiz uygulamalarındaki usul ve yöntem de gözetilmek suretiyle davacının alacak talebi ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, tapu kayıtları ve dayanağı belgeler getirtilmeden, usule uygun hesaplamada dikkate alınmaları gerektiği gözetilmeden, eksik belgelerle, bilirkişinin dayanağı olmayan, denetimi de yapılamayan raporu dikkate alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ayrıca, 2570 parselin alımında davacının ......leri ile %50 katkının kabul edilebilmesi için öncelikle ......lerin varlığının, sonrasında bu ......lerin 2570 parselin alımında kullanıldığının davacı tarafından ispat edilmesi gerekli olup, bu hususta mahkemece yeterli inceleme ve araştırma da yapılmamıştır. Kabule göre de; dava konusu taşınmazların bir kısmının gerekçeden de anlaşılacağı üzere davalının şahsi malı olarak kabul edildiğinden, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi yerinde ise de, yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirinde bu hususun, diğer deyişle kabul ve red oranının gözetilmemesi de hatalı olmuştur.