10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/19328 E. , 2013/20180 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Rucüan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı Kurum ve davalılardan ... Yapı İnş. Turizm San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile SS ... ... Konut Yapı Koop. Başkanlığı ... Sitesi ve ... Sitesi vekillerince istenilmesi ve temyiz eden davalılar vekilince duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.07.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına Av. ... ile karşı taraf adına Av. ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1.Dava; 10.09.2011 tarihli trafik-iş kazasında, ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan masrafların tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 10, 26 ve 87. maddeleridir. 506 sayılı Yasanın 87. maddesinde; “Sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun iş verene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur. Bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir.” hükmünü içermekte olup, bu hüküm ile asıl işverenin sorumluluğunun kapsamı belirlenmeye çalışılmıştır. Aracıdan söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından ötürü sorumlu tutabilmek için, maddenin tanımından ortaya çıkan bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri yada işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir. İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde yada bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatına haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş yada işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Davalı SS ... ... ... ve ... Sitesi Konut Yapı Koop Başkanlığı konut inşaatı işinin tamamını davalılardan ... Yapı İnş. Tur. San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti.’ne devrettiği belirgin olup, yukarıda açıklandığı şekilde işin anahtar teslim olarak verildiği durumlarda 506 sayılı Yasanın 87. maddesi hükmüne göre asıl işveren-alt işverenlik ilişkisinden söz edilemez. Mahkemece, davalı SS ... ... ... ve ... Sitesi Konut Yapı Koop Başkanlığının işverenlik sıfatının bulunmadığı, 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. maddeleri gereği sorumlu olmayacağı gözetilmeden, yanılgılı şekilde sorumluluğuna karar verilmiş olması,
2.Kurumun 506 sayılı Kanunun 26. maddesinden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunması ve tazminat hesabının bu şekilde yapılması gerektiği halde; iş bu davada 52.938,85 TL olan ilk peşin değerli gelir miktarı esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınmaksızın, artışları da içerir biçimde tüm peşin değerli gelir miktarı 107.367,95 TL’yi esas alarak hesaplama yapan, bilirkişi raporunun hükme esas alınması,
3.01.01.2013 tarih 28515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 69 nolu Harçlar Kanunu Genel Tebliği uyarınca kabul edilen miktar üzerinden %068.31 oranında harca hükmedilmesi gereği gözetilmeksizin, %054 üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle eksik harca hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir. O hâlde, davacı ile davalılar ... Yapı İnş. Tur. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile SS ... ... ... ve ... Sitesi Konut Yapı Koop Başkanlığı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.