10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/6537 E. , 2013/11312 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
KARAR
Dava, hizmet tespitine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın davalı .... Şti yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı SGK Başkanlığı yönünde ise kabulüne, davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.7.1984 olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Somut olayda; dava, 506 sayılı Yasaya tabi geçen hizmetlerin tespiti istemine ilişkin olup; davacı vekilinin 9.10.2012 tarihli celsede alınan beyanı gerekçe gösterilerek, davanın davalı işveren yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı SGK Başkanlığı yönünden, kabulüne karar verilmiş ise de; hüküm, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Zira, dosyada mevcut deliller, sübut konusunda tam bir kanaat ortaya koymamaktadır. Davanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı yasanın Geçici 7. maddesi gereğince mülga 506 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, söz konusu mevzuat hükümleri gereği yapılan inceleme sonucunda; 506 sayılı Yasanın 6. maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Yasaların öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Kişi ve sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu iradi bir durum değil, yasa gereği kendiliğinden meydana gelen statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307 inci maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, anılan Kanunun 123 üncü maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 150 inci maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir. Öte yandan, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının çalışmalarının gerçekliğinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili davanın niteliği gereği re’sen delil toplama yoluna gidilmediği, varlığı iddia edilen çalışmaya ilişkin işe giriş bildirgesinin aslının temin edilmediği ve bunun üzerinde inceleme yaptırılmadığı, tanık dinlenmediği, davanın tereddütsüz kabulünü gerektirir delillerin tam olarak saptanmadığı, davacı vekilinin feragat beyanının açıklattırılmadığı görülmüştür. Bu nedenle; inceleme konusu davada mahkemece, hizmet tespiti davasından vazgeçilemeyeceği davacı vekiline bildirilmeli, feragat beyanının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendisine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre davalı işveren hakkında 123 veya 150. maddesinde öngörülen usul işletilmeli, aksi durumda ise, elde edilecek sonuca göre, dava konusu istem hakkında karar verilmelidir. Bundan sonra; davacının iddiası kapsamında, davacının varlığını iddia ettiği 15.7.1984 tarihinde başlayan çalışmasına ilişkin işverenince verilen işe giriş bildirgesinin aslı kurumdan talep edilmeli, temin edilen işe giriş bildirgesi aslı üzerinde imza ve varsa fotoğraf incelemesi yaptırılmalı, bu bildirgenin davacıya ait olduğu saptanmalı, ayrıca Kurumdan 113003 sigorta sicil numaralı işyerinin dönem bordroları, aylık sigorta primleri bildirgeleri, aylık prim ve hizmet belgesi, varsa teftiş raporları gibi çalışmaları ispatlar kayıtları celbedilmeli, davacının çalışmalarının gerçekliğinin tespiti için, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu şekilde iddia edilen çalışmaların hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da yanlış geçtiği hususu gereğince araştırılmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.