Esas No
E. 2011/15578
Karar No
K. 2012/15792
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

21. Hukuk Dairesi         2011/15578 E.  ,  2012/15792 K.SIGORTA BAŞLANGIÇ TARIHININ TESPITI

DAVADAN FERAGAT

SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) (506) Madde 6

"İçtihat Metni"ÖZET: ÇALIŞANLAR İŞE ALINMALARIYLA KENDİLİĞİNDEN SİGORTALI OLURLAR. SİGORTALI OLMAK HAK VE YÜKÜMÜNDEN KAÇINILAMAZ VE VAZGEÇİLEMEZ. SÖZLEŞMELERE SOSYAL SİGORTA YARDIM VE YÜKÜM­LERİNİ AZALTMAK VEYA BAŞKASINA DEVRETMEK YOLUNDA HÜKÜMLER KONULAMAZ. SİGORTALI OLMAK KİŞİ BAKIMINDAN SADECE BİR HAK OL­MAYIP, AYNI ZAMANDA BİR YÜKÜMLÜLÜKTÜR. BU NEDENLE SİGORTALILIK HAKKINDAN FERAGAT EDİLEMEZ. DAVADAN FERAGAT HAKTAN FERAGAT ANLAMINI TAŞIMAZ.

DAVACI, DAVALI İŞVEREN ALEYHİNE AÇTIĞI DAVADA KURUMA BİLDİRİLMEYEN ÇALIŞTIĞI SÜRELERİN TESPİTİNE KARAR VERİLMESİNİ İS­TEMİŞ, İLK DURUŞMADA KİMLİĞİ TESPİT EDİLMEYEN ANCAK DAVACI VE­KİLİ OLDUĞU DURUŞMA TUTANAKLARINA GEÇEN ŞAHSIN DAVADAN FERAGAT BEYANI ÜZERİNE DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMİŞ VE TEMYİZ EDİL­MEKSİZİN DAVA KESİNLEŞMİŞ İSE DE, AVUKATIN VEKALETNAMESİ BU­LUNMADIĞI GİBİ BU FERAGATE YETKİLİ OLUP OLMADIĞI DA TESPİT EDİL­MEMİŞTİR. ORTADA GEÇERLİ BİR FERAGAT OLMADIĞINDAN KESİN HÜKÜM­DEN SÖZ EDİLEMEZ. Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 06.11.1979 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üze­rine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay ince­lemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, sigortalılık başlangıcının 06.11.1979 tarihi olduğunun tespiti iste­mine ilişkindir. Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava hukuksal nitelikçe, çalışılmasına rağmen Kuruma bildirilmeyen hiz­metlerin tespitine ilişkindir. Bu yönüyle dava konusunun doğrudan 506 sayılı Yasa’da öngörülen sigortalılık hak ve yükümlülüklerini etkileyeceği ortadadır. Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazge­çilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı, dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmak­tadır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 6. maddesinde de, bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı ol­duğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azalt­mak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtil­miştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür (M. Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, 1985, sh. 90). Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Kamu dü­zenini ilgilendiren bu tür tespit davalarında hakimin özel bir duyarlılık gös­tererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.02.2004 gün, E:2004/21-54, K:2004/54 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Bu nedenlerle davadan feragat haktan feragat anlamını taşımaz.

Kaldı ki mahkemenin hükmüne gerekçe yaptığı Edirne İş Mahkemesi’nin 2002/28 E. 2002/68 Karar sayılı dava dosyasında davacı; davalı işveren Hüseyin ve SGK aleyhine açtığı davada davalı işveren yanında 06.11.1979-30.11.1979 tarihleri arasında çalıştığını, Kuruma bildirilmeyen sürelerin tes­pitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 28.03.2002 tarihli ilk duruş­mada kimliği tespit edilmeyen ancak davacı vekili olduğu duruşma tuta­naklarına geçen şahsın davadan feragat beyanı üzerine davanın feragat ne­deniyle reddine karar verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmeksizin kesin­leşmiştir. Ancak kesinleşen bu dosyada davayı açan avukat Levent’in veka­letnamesi bulunmadığı gibi davadan feragate yetkili olup olmadığı da tespit edilmemiştir. Bu halde ortada geçerli bir feragat de bulunmamakta olup, kesin hükümden söz edilemez.

Bu durumda, mahkemece, davanın hukuksal niteliği gözönünde bulun­durularak işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gere­kirken, feragat nedeniyle oluşan kesin hükümden bahisle işin özüne inilmeden hizmet tespiti davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S o n u ç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), bozmanın niteliğine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog